Menü Altı
Menü Altı
Menü Altı
Menü Altı

Akıncı: “Tanınmasa da AB standartlarında bir devlet herkesin yararına”

Akıncı: “Tanınmasa da AB standartlarında bir devlet herkesin yararına”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs’ın kuzeyinde tanınmasa da AB normlarında bir devlet ve toplumun varlığının, kimsenin zararına olmadığını aksine herkesin yararına olduğunu söyledi.

Akıncı, müzakereler çerçevesinde oluşturulan ve Kuzey Kıbrıs’ın gümrük mevzuatı, gıda, çevre, sağlıklı kalkınma kapasitenin geliştirilmesi için teknik yardımlarda bulunan Ad-Hoc komitenin çalışmalarına Crans-Montana sonrası Güney Kıbrıs’ın koyduğu engele AB’nin de uyduğunu ve 5 aydan beri AB’den hiçbir heyetin Kuzey Kıbrıs’a gelmediğini bildirdi.

GAÜ’de düzenlenen Uluslararası Diplomatlar Birliği’nin (UDB) “Bir Adım İleri” isimli zirvesinde konuşan Akıncı, Kıbrıs sorununa değinerek, 1968 yılında Denktaş ile Kleridis’in Lübnan’da başlattıkları Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik görüşme süreçleri ve müzakereler hakkında bilgi verdi.

Zirve toplantısına, toplantı öncesinde AB yetkilileriyle görüşerek gelen ve AB’nin Kuzey Kıbrıs’ı istikrarlı şekilde destekleyeceği mesajını aktaran UDP Başkanı Günther Meinel’e teşekkür eden Akıncı, Meinel’in zirve dönüşü yeniden bir araya geleceği AB yetkililerine AB değerlerini benimseyen, demokratik, laik bir toplum olan ve Annan Planı referandumunda “evet” diyerek AB’ye girme iradesini ortaya koyan Kıbrıslı Türkler’in birliğin nimetlerinden toplum ve devlet olarak yararlanamadığını iletmesini istedi.

Yardımların sadece Güney Kıbrıs’a yaradığını, Kıbrıs Türkü’ne de mali yardım tüzüğü çerçevesinde yapıldığını belirten Akıncı, Kuzey Kıbrıs’a yapılan yardımların iki toplumun ihtiyaçlarına bakıldığında son derece küçük kaldığını kaydetti.

Ad-Hoc komiteye Güney Kıbrıs engeli

Müzakereler çerçevesinde oluşturulan bir ad-hoc komite bulunduğunu anımsatan Akıncı, bu komitenin Kıbrıs Türkü ve onun kurumlarını AB standartlarına yakınlaştırma yönünde çalışmalar yapma hedefiyle kurulduğunu belirtti.

Akıncı, komite çalışmaları için gelen yabancı heyetlerin geçmişte Kuzey Kıbrıs’ın gümrük mevzuatı, gıda, çevre, sağlıklı kalkınma, kapasitenin geliştirilmesi ve standartların yükseltilmesi gibi konularda neler yapılması gerektiğiyle ilgili yardımlarda bulunduğunu ancak Crans-Montana’daki müzakerenin başarısızlıkla sonuçlanmasından sonra Güney Kıbrıs’ın komite çalışmalarına engel koyduğunu; AB’nin de bu engele uyduğunu vurguladı.

Aradan geçen 5 aydan beri AB’den herhangi bir heyetin Kıbrıs’a gelmediğini ifade eden Akıncı, UDB Başkanı Günther Meinel’den bu konuda destek beklediklerini söyledi.

“Kıbrıs’ın kuzeyindeki devlet ve toplum herkesin yararına”

“Kıbrıs’ın kuzeyinde AB normlarında, standartlarında tanımasalar da bir devlet ve toplumun varlığı kimsenin zararına değil, aksine herkesin yararınadır” diyen Akıncı, en başta Kıbrıslı Rum komşularımızın yararına olduğunu belirtti.

Bundan rahatsızlık duyacak kimsenin olmaması gerektiğini belirten Akıncı, ATOC komitesinin çalışır veya çalışmaz, birileri yardım eder veya etmez Kıbrıslı Türklerin tüm kurumlarıyla hak ettiği çağdaş, demokratik normları her seviyede yaşama geçirmekle sorumlu olduğunu söyledi.

“İlerisi konuşulmadan gerideki adımlardan bahsetmek gerek”

Cumhurbaşkanı Akıncı, zirvede panelistlerin “Bir Adım İlerisi”ni konuşacağı ancak bu konuşulmadan gerideki adımlardan bahsetmek gerektiğine işaret ederek müzakere adına Kıbrıs’ta 50 yıldan beri bir süreç yaşandığını kaydetti.

Kıbrıs müzakerelerini 1968 yılında Denktaş ile Kleridis’in Lübnan’da başlattığı hatırlatan Akıncı, bu kapsamda 1972 yılında Kıbrıs Türk tarafının 1960 anayasasında bir takım değişikliklere razı olmasıyla çözüme çok yaklaşılması izlediği ancak bunun da Kleridis’in kitabında belirttiği gibi Makarios’un istememesi nedeniyle gerçekleşmediğini; 1974 sonrasında ise 1977 Denktaş-Makarios, 1979 Denktaş-Kiprianu anlaşmaları bulunduğu ve 2004 yılında da çok önemli bir dönüm noktası olan Annan Planı’nın yer aldığını anlattı.

Kıbrıslı Türklerin yüzde 65 oranında “evet” Rumların ise yüzde 76 oranında “hayır” dediği Annan Planı’nın da yaşam bulmadığını anımsatan Mustafa Akıncı, göreve geldiği 2015 yılından itibaren de müzakerelerin mayıs ayında yeniden başladığı söyledi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, bugüne dek yapılan müzakereler içerisinde en yoğununun son iki yıldaki müzakereler olduğunu ifade ederek, ilk yılda geçmiş yıllara göre yönetim, ekonomi, AB’de gelişme ve ilerlemeler sağlandığını ancak son yılda Güney Kıbrıs’taki seçimlerin Rum liderliğini çözümden uzaklaştırdığını vurguladı.

Mont Pelerin, Cenevre ve Crans-Montana’da yapılan müzakerelere de değinen Akıncı, bu müzakerelerin Kıbrıs Türk tarafının gayretleri sonucu gerçekleştiği ve bu süreçlere Rum tarafının ayak sürerek katıldığını anlatı.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir