
20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamaları, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın Bayrak Radyo Televizyon Kurumu’ndaki (BRTK) konuşmasıyla başladı.Cumhurbaşkanı Tatar konuşmasında, 20 Temmuz 1974 Barış Harekâtı’nın Kıbrıs Türk halkını, aydınlığa ve özgürlüğe, bağımsızlığa kavuşturduğunu vurguladı.
Kıbrıs Türk halkının, eşit kurucu ortağı olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti’nden silah zoruyla dışlanırken, adanın yüzde 3’üne tekabül eden gettolarda kuşatma altına alındığını anımsatan Tatar, “Katliamlar, Türk askeri gelmeseydi, halkımızın tümüyle soykırımdan geçirileceğinin de göstergesidir” dedi.
– “Barış Harekâtı Kıbrıs Türk halkını aydınlığa ve özgürlüğe, bağımsızlığa kavuşturdu”
Konuşmasına “Kahraman Kıbrıs Türk halkı, sevgili kardeşlerim, Kıbrıs Türk halkını aydınlığa ve özgürlüğe, bağımsızlığa kavuşturan 20 Temmuz 1974 Barış Harekâtı’nın 48. Yıldönümünü bu yıl yine büyük bir coşku ve heyecanla kutluyoruz” diyerek başlayan Cumhurbaşkanı Tatar, “Bu kutlu yıldönümünde, özgürlük ve bağımsızlık mücadelesi liderimiz Dr. Fazıl Küçük ile Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Raif Denktaş’ı, dönemin Türkiye Başbakanı Bülent Ecevit ile Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan’ı rahmet ve minnetle anıyorum” dedi.
Tatar, “Bugün egemen, özgür ve korkusuz olarak kendi vatanımızda, kendi devletimizin çatısı altında yaşıyorsak bunu halkımızın büyük fedakârlığına, direnişine, aziz şehitlerimize, Mücahit ile Mehmetçiklerimize ve Anavatan Türkiye’ye borçluyuz. Aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anarken, gazilerimizi de saygıyla selamlıyorum” şeklinde devam etti.
Bugünün, bir asırlık mücadelenin 20 Temmuz Barış Harekâtı ile taçlandığı gün olduğunu, bugün, halkın özgürlüğe, güvenliğe, tüm Kıbrıs’ın da barış ve huzuru kavuşmasının 48’nci yıldönümü olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Tatar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Rum-Yunan ikilisinin Kıbrıs’ı bir Elen adası yapma girişimleri, Ada’nın 1878 yılında İngiltere’ye kiralanması ve İngiltere’nin 1914 yılında tek yanlı bir kararla Kıbrıs’ı ilhak etmesinden sonra yoğunlaşırken, halkımızın buna karşı direnişi de başlamıştı.
Tüm baskılara ve saldırılara rağmen Kıbrıs’ın bir Elen adası olmasını ölümü pahasına önleyerek halkımız evlatlarını toprağa verdi, her türlü fedakârlığa ve en büyük acılara katlandı. Bunları unutmak asla mümkün değildir.
1955 yılında devreye konulan EOKA terör örgütünün hedefi, Türk halkını yok edip Kıbrıs’ı bir Elen adası yapmaktı. Halkımız, kendi bağrından doğan Türk Mukavemet Teşkilatı öncülüğünde buna karşı direniş destanı sonucunda 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin eşit kurucu ortağı olmayı başarmıştır.
Ne var ki Kıbrıs Cumhuriyeti’ni ‘Enosise bir sıçrama tahtası’ olarak gören Rum liderliği tarafından, gizli örgütlenme ve silahlanma faaliyetleri ile adadaki Türk halkını imha planı olan Akritas Planı da devreye sokuluyordu.













