Menü Altı
Menü Altı

Özersay: Dokunulmazlığa el kaldırmazlarsa yürümez

Özersay: Dokunulmazlığa el kaldırmazlarsa yürümez

“Akıncı’nın hamlesi riskli”

“Garanti Anlaşması tüm taraflar tamam demeden değişemez”

“Hükümet gibi vatandaşın da 100 günü var”

“Yıkımı kaldırmak için hükümete girdik”

“Hayat pahalılığının maaşlara daha sık yansıtılması için çalışma yapıyoruz”

“Bileşik faizi kaldırsak bile bu ülkede çok şey olur”

“DPÖ nüfus sayımı için çalışmaya başladı ancak tarih belli değil. Marifet ikide bir sayım yapmak değil, rakamları güncelleyecek enstrümanlara sahip olmaktır”

(ER MEYDANI TV-ÖZEL)-Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı, Halkın Partisi Genel Başkanı Kudret Özersay, koalisyon ortakları eğer dokunulmazlıkla ilgili yasaya el kaldırmazsa, koalisyon protokolünde yazılanları bilerek ve isteyerek yerine getirmezse bu ortaklığın yürümeyeceğini söyledi. Özersay, “Biz bakan olmak için değil ülkedeki yıkımı kaldırmak, birşeyler yapmak için hükümete girdik” dedi.

Bunlar olmazsa hükümetten çıkmak için tereddüt etmeyeceklerini kaydeden Kudret Özersay, bugün yürünen yolun doğru olduğunu ve tereddütsüz hükümette yer aldıklarını belirtti. Özersay, iki memnuniyetsizlik konusunun “ekonomideki durum, alım gücünün aşağıya doğru gitmesi” ve “Meclis’teki yasama faaliyetinin tahmininden de ağır gittiğini görmek” olduğunu söyledi.

“Prosedür yaşam enerjisini tüketiyor”

“İç tüzük ve prosedürler sanki kraliyet dönemi! Yasaların madde madde okunup oylanmasındaki prosedür insanın yaşam enerjisini tüketiyor” diyen Özersay, “Hükümetin 100 günü gibi vatandaşın da 100 günü var. ‘Hukuka aykırı işler bitsin, hukuka uygun düzen yaratılsın, hükümet haklının yanında olsun’ diyerek bizi iktidara taşırken, onlarca adil, hukuka uygun ve etik olmayan taleple karşılaştık” diye konuştu.

“Bu da vatandaşın 100 günüdür” diyen Özersay, işinin olması için başka partiye gideceğini söyleyenlerle karşılaştığını ama hiç geri adım atmadığını belirterek kendisine kızgınlık duyulabileceğini ama arzuhalci olmadıklarını söyledi.

Halkın dörtlü koalisyona destek verdiğini, beklemedikleri bir ekonomik krizle karşılaştıklarını ancak vaat ettiklerini yapma yönünde ilerlediklerini söyleyen Özesay, hükümetin icraatlarını hayata geçirmesi uzun zaman alsa da doğru çizgide ilerlediğini vurguladı ve halktan yapılanları değerlendirirken “toplumun geneli için mi, yoksa bireysel mi” diye düşünmesini istedi.

Meclis’te bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması için Savcılık’tan yazı geldiğini ve iç tüzük gereği konunun komiteye gönderildiğini belirten Özersay, başka örnekler de olacağını kaydetti.

Mal beyanları

Özersay, milletvekillerinin mal beyanlarının açılmaya başlandığını, iki gün sonra da parti başkanlarınınkilerin açılacağını ifade ederek “Soru işareti içeren ani artış, servet/mal gizleme,önemli artışı beyan etmeme, yalan beyan gibi soru işareti olması durumunda 1-3 yıl hapis istemiyle Savcılık’a gidecek” dedi.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Özersay, hayat pahalılığının maaşlara yansıtılmasının daha sık aralıklarla değerlendirilmesi için Maliye Bakanlığı’nca bir çalışma yapıldığını açıkladı.

Özersay dün akşam Kıbrıs Genç TV’de yayınlanan Mustafa Alkan’ın hazırlayıp sunduğu Er Meydanı’na konuk oldu. Yaklaşık üç saat süren programda birçok konuda Alkan’ın sorularını yanıtlayan Özersay, önemli açıklamalar yaptı.

TC’yle ticaret TL’yle

TL’deki değer kaybıyla yaşanan ekonomik zorlukların aşılması için alınan önlemler arasında hayat pahalılığının daha sık ödenmesinin de bulunduğunu ifade eden Özersay, “Bu da yetmez ama bir çaba ortaya koyuyoruz. KDV oranlarıyla ilgili indirim de değerlendiriliyor” dedi. Özersay, ekonominin canlanması için yarım kalmış inşaatların devletle iş birliği içinde tamamlanmasının bir çözüm olduğunu ve bunun için Savcılıktan görüş istediklerini ifade ederek Türkiye’yle ticaretin TL üzerinden yapılması için de bir adım atılabileceğini ve önümüzdeki günlerde bir protokol imzalanabileceğini açıkladı.

Kudret Özersay, kemer sıkma politikalarının yanına ekonominin daralmasını önleyecek bazı önlemler daha koymak gerektiğini vurguladı.

Okul harçlarının TL ödenmesi için geçmişte alınmış bir karar bulunduğunu; şimdi yasa yapmaya kalksalar yaz tatilinin başlayacağını ifade eden Özersay, “Bu kurumlar halkı rahatlatacak adımlar atmalı. Tercihimiz konuşup anlaşmak. Kuru en yüksek noktada sabitlemek halkın zararına olur” dedi.

Özersay, Bakanlar Kurulu’nun bugünkü toplantısında aldıkları bir kararla, kırsal kesim arazisi verilen ancak sözleşmelerini yapmayan gençlerin, ödemeleri gereken parayı bundan sonra dövizle değil TL’yle ödeyeceğini açıkladı.

Özersay, “Muhalefetteyken dövizle ilgili 10 maddemiz vardı. Hükümette bunlardan 6’sını kabul ettirip yürürlüğe koyduk. 2 madde daha geliyor. Petrolde FİF’i kullanarak en azından yeni zam gelmesini önledik. Bir sonrakini engellemek için çalışma içindeyiz” dedi.

Ekonominin canlanması için yarım kalmış inşaatların devletle işbirliği içinde tamamlanmasının da bir çözüm olduğunu ve . Bunun için Savcılıktan görüş istediklerini açıklayan Özersay, Faiz Yasasını yürürlüğe koyma taahhütleri bulunduğunu ama bu konuda ekonomistlerin farklı görüşleri bulunduğunu kaydederek “Bileşik faizi kaldırsak bile bu ülkede çok şey olur. Bunun yasaklanması ve düzenlenmesi çok daha önemlidir” diye konuştu.

Kudret Özersay, Bakanlar Kurulu’nun “Euro’ya geçersek etki sonucu ne olur, ne zaman geçilir” diye bir çalışma yapmadığını, Başbakanlık’taki değerlendirme toplantılarında çeşitli kurumlardan uzmanların bir araya geldiğini kaydederek Başbakan Tufan Erhürman’ın almaya çalıştıkları tedbirlerin sıradan olmadığını ve bütün seçenekleri masaya koyma niyeti olduğunu söylemek için bu açıklamayı yaptığını belirtti.

“Euro’ya geçiş bence çok zordur. TC-KKTC ilişkisi dikkate alındığında bana göre gerçekçi değil. Ekonomik olarak da politik olarak da öngörülebilir değil, geçtiğiniz taktirde ekonominiz ne olur belli değil” diyen Özersay, her ülkenin egemenliğinin doğal sonucu adını, anayasasını, bayrağını, para birimini belirleme yetkisi olduğunu ancak para birimi konusuna sadece hukuki bakılamayacağını söledi, “Fiiliyatla ilgili bakarsanız mümkün görmüyorum” ifadelerini kullandı.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Özersay, hükümetin evin içini temizlemek amacıyla yaptıklarını sıralarken “kazanılmış hak” diye karşılarına çıkanlara karşı dirayetli durduklarını, zor bir süreçte ellerinden geleni yapacaklarını söyledi.

Nüfus sayımı… “Marifet ikide bir sayım yapmak değil”

DPÖ’nün nüfus sayımı için hazırlıklara başladığını ancak tarihin belli olmadığını kaydeden Özersay, daha önce yapılan nüfus sayımlarının yanlış olduğunu düşünmediğini, YSK’nın seçmen sayısıyla mukayese edildiğinde rakamların doğru olduğunu belirtti. Özersay, “Marifet ikide birde nüfus sayımı yapmak değil, güncelleyebilecek enstrümanlara sahip olmaktır. 2011’deki son nüfus sayımında insanları evlerine kapatarak son kez sayım yapılıyor denmişti” dedi.

Özersay, müşavir yaratmama kararlılıklarında tutarlı davrandıklarını ve yasayı geçirdikten sonra atama yaptıklarını, o dönemde 7 kişiyi de görevden alıp tekrar atayarak müşavirliklerini önlediklerini anlattı.

Yasa dışı vatandaşlıkların iptali konusunda ” Vatandaşlıklarda daha fazla iptal de olabilir ama yaratacağı sıkıntıları dikkate alarak ince eleyip sık dokuyarak bazılarını geri aldık. En çok başımızın ağrıdığı konular önceki hükümetin yarattığı hukuka aykırılıklardır. Bir yığın taraf oluştu” diyen Özersay, özetle şöyle devam etti:

“Hükümetin de vatandaşın da 100 günü var”

“Hükümetin 100 günü gibi vatandaşın da 100 günü var. Hukuka aykırı işler bitsin, hukuka uygun düzen yaratılsın, hükümet haklının yanında olsun diyerek bizi iktidara taşırken, onlarca adil, hukuka uygun, etik olmayan taleple karşılaştık biz.. Bu da vatandaşın 100 günüdür. Biliniz ki zaman içinde herhalde bir kesim oluştu, bir biçimde işimi o yapmazsa ötekine gideceğim diyenler oldu. Bundan dolayı hiç geri adım atmadım. Bana kızgın da olabilirler, önemli değil. Biz gazeteye demecimde biz arzuhalci değiliz dedim. Vatandaş, siyaseti yönlendirmeye alıştırıldı. Bizim olduğu gibi vatandaşın da sorumluluğu var.”

Yozlaşmanın gelenekselleşmiş hali”

Hükümetin mecliste 27 milletvekili bulunduğunu ve koalisyon ortağı partilerin milletvekillerinin ikisinin ciddi sorunu olduğunda, yurt dışı temaslar yaptıklarında nisapta sıkıntı yaşandığını anlatan Özersay, “Uluslararası toplantılara katılma imkanını yılda üç kez buluyoruz ve tarihlerini biz belirleyemiyoruz. Son dönemde Serdar bey sağlık sorunları yaşadı, Angolemi de bir yakınının ciddi sağlık sorunu nedeniyle yurt dışındadır. UBP’liler meclis salonuna kapı camından bakıp nisabı bekliyor sonra topluca içeriye giriyor. Bu yozlaşmanın geleneksellemiş halidir” diye konuştu.

Plaj ücretleri konusundaki düzenlemenin nasıl uygulanacağı konusunda toplantılar yapıldığını, bugün veya yarın da Turizm Bakanlığı’nın sektör temsilcileriyle görüşeceğini bildiren Özersay, kıdemli yargıç Bertan Özerdağ’ın istifası konusundaki soru üzerine, “Ben farazi ne konuşayım.. açıkladığı zaman göreceğiz. Kendisinin şu ana dek söyledikleri üzerinden yorum yapabilecek durumda değiliz ben yapamam en azından ama net söyleyebileceğimiz bizim kendisi veya başka bir yargıca baskı, yönlendirme durumumuz olamaz” dedi.

Kudret Özersay, HP’den aday çıkaracaklara kefil olacağını söylediğini ama eğer yanlışları varsa görevden alacağını da söylediğini belirterek, sırt seçilmediği için partilerden ayrılanlar bulunduğunu kaydetti onlara “Seçilseydiniz bunu yapar mıydınız?” sorusunun sorulması gerektiğini söyledi.

Bazı basın mensuplarının sosyal medyada HP’nin UBP’yle pazarlığa başladığını yazdığını, bunun yalan olduğunu ifade eden Özersay, “Koalisyon ortağı olmayan bir başka partiyle herhangi bir görüşme yapmadım, koalisyon pazarlığı yapmadım. Durum bu kadar açık. ‘Canınız çeker’ diyerek buna tepki gösterdim” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Guterres çerçevesi açıklamasını önceden bilmediklerini, bunu da şeffaf şekilde kamuoyuyla paylaştığını hatırlatan Özersay, şunları dile getirdi:

“Akıncı’nın hamlesi riskli”

“Kıbrıs Türk tarafının pozisyonuna zarar vermek istemem ama ertesinde bunu nasıl değerlendirdiğimizi yazılı olarak bir mektupla Cumhurbaşkanı’na ilettik, görüşlerimizi paylaştık. Böyle bir hamleyi riskli bulurdum. Müzakerelerin kaldığı yerde devam etmemesinde madem hemfikirdik, kalınan yer Guterres belgesiydi, bunu  konuşalım dediğinizde müzakere buradan devam eder, bu risk var ortada. O kağıt nedir diye bakmak lazım. Nereye çekerseniz oraya gidecek bazı unsurları var. Son derece yoruma açıktır. 10 sene daha sürecek bir muğlaklık var bu kağıtta. Bu kağıdın sorunun çözümüne yardımcı olabilecek bir kağıt olduğunu düşünmüyorum.

Rum tarafından zihniyet değişikliği olmadan bizi bir yere götürmez demişken, yemekten sonra bu denmişken, bu hamlenin bizi kısır bir müzakere sürecine hapsedebileceği görülmeli. Rum tarafı bizimle yönetimi ve zenginliği paylaşmaya hazır olduğunu bize göstermedikçe başlayacak bir müzakere süreci başarısız olur. ‘Dönüşümlü başkanlık olacak ey Kıbrıs Rum halkı’ diye kendi halkına açıktan bu mesajı veremedikçe hiçbir şey ifade etmez. Zenginliği bizimle paylaşmaya hazır olduğunu göstermesi gerek.”

“Garanti Anlaşması tüm taraflar tamam demeden değişemez”

TC eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un “Akıncı garantörlük konuşmaya yetkili değil açıklaması”nı da değerlendiren Özersay, garanti anlaşması değişecekse bunun konuşulabileceğini ama kimsenin tek başına yapamayacağını vurguladı.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Özersay, “Garanti Anlaşması tüm taraflar tamam demeden değişemez. Konuşma anlamında herkes fikrini söyleyebilir ama değişiklik yapma yetkisi tüm taraflarda birlikte vardır. Bir uluslararası anlaşma tüm taraflar rıza vermedikçe, taraflardan bazıların kendi arasında anlaşsa bile değişemez. TC garanti anlaşmasını konuşmaya ne kadar yetkiliyse en az o kadar Kıbrıslı Türkler de yetkilidir ama bu anlaşmanın değişmesine dair bir sonuç ortaya çıkabilmesi için Kıbrıs Türkü dahil tüm tarafların rızası gerekir” dedi.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.