Solyalı: İnsanların ihtiyaçları yıllarca ertelenip seçime ramak kala karşılanır gibi yapılıyor

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Ürün Solyalı, İçişleri Bakanlığı’nda özellikle kırsal kesim ve tarımsal arazi ile taşınmaz kiralamaları konusunda yoğunluk yaşandığını belirterek, kamu kaynaklarının seçim dönemlerinde siyasi amaçlarla kullanılmaması gerektiğini savundu.
Solyalı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İçişleri Bakanlığı’nın koridorlarının insanlarla dolduğunu, günlerdir özellikle kırsal kesim ve tarımsal arazi ile taşınmaz kiralamalarıyla ilgili yoğun bilgi aldığını ifade etti.
İçişleri Bakanlığı hizmetlerindeki yoğunluğun resmi evrak ve formların sokağa çıkmasına kadar ulaştığını belirten Solyalı, bir ülkede gençlerin barınma, çiftçi ve hayvancının tarımsal arazi kiralama, yasal statü veya kamu kaynaklarına erişim ihtiyacı olabileceğini kaydetti.
Devletin görevinin bu ihtiyaçları adil, öngörülebilir ve herkese eşit uygulanan kurallarla karşılamak olduğunu ifade eden Solyalı, insanların en temel ihtiyaçlarının siyasi fırsata dönüştürülmemesi gerektiğini belirtti.
“SEÇİM YAKLAŞINCA HATIRLANIYORSA SORGULANMASI GEREKEN YÖNETİM ANLAYIŞIDIR”
Seçim yasaklarına günler kala, altı yılda gençlerin barınma sorununa kalıcı bir politika üretilmeden kırsal kesim arsaları ve sosyal konutların son anda ve ölçüsüz biçimde dağıtıldığını savunan Solyalı, bu ülkede yasal koşullarda yaşamını sürdürmek için çaba gösteren insanların vatandaşlık beklentilerinin de siyasi bir araca dönüştürüldüğünü ileri sürdü.
Kamu arazilerinin kiralanmasında yıllarca işlem yapılmadığını, kararların seçimin hemen öncesine yığıldığını belirten Solyalı, bunun ciddi bir kamu yönetimi ve adalet sorunu olduğunu kaydetti.
“Mesele insanların hak sahibi olup olmadığı değildir. Gecikmiş hakkı için başvuran insanlarımıza elbette söyleyecek bir şeyim yok” diyen Solyalı, asıl meselenin gerçekten ihtiyacı olan insanların haklarının neden zamanında, kurallı ve eşit biçimde karşılanmadığı olduğunu ifade etti.
Solyalı, bir hak veya kamu hizmetinin seçim yaklaşınca hatırlanması durumunda yönetim anlayışının sorgulanması gerektiğini belirterek, “İnsanların ihtiyaçları yıllarca ertelenip seçime ramak kala karşılanır gibi yapılıyorsa; orada sorgulanması gereken yönetim anlayışıdır” dedi.
“TABANCA İZİNLERİ, HAKSIZ KAMU KAYNAĞI AKTARIMI DA VARDIR”
Solyalı, paylaşımında seçim dönemi uygulamalarına ilişkin başka iddiaların da bulunduğunu belirterek, “Eminim bu cümbüşün içinde tabanca izinleri, haksız kamu kaynağı aktarımı da vardır. Bunları çok yakında göreceğiz” ifadelerini kullandı.
Cezaevi Müdürüne tanınan sınırsız yetki ile yapılan afların son durumunun da yakında görüşülecek Anayasa Mahkemesi duruşmasında öğrenileceğini belirten Solyalı, mevcut yönetime ilişkin eleştirilerini sürdürdü.
Solyalı, “Kişisel ikballerini hedeflemekten başka bir amacı olmayan bu yönetime tahammül kalmamıştır” dedi.
“KAMU KAYNAKLARI SEÇİM DÖNEMİNDE KULLANILABİLECEK BİR İMKÂN DEĞİLDİR”
Kamu kaynaklarının herhangi bir siyasi makamın seçim döneminde kullanabileceği bir imkân olmadığını önceki seçimde ve her fırsatta vurguladıklarını belirten Solyalı, devletin seçimden hemen önce insanlara lütuf dağıtan değil, vatandaşların haklarını seçim olup olmadığına bakmaksızın güvence altına alan bir anlayışla hareket etmesi gerektiğini ifade etti.
Solyalı, bürokratların da yaratılan kaos ortamında çok dikkatli olması gerektiğini belirterek, “İnsanlarımız ihtiyaçları olanı ve hakkı olanı elbette alacak. Almalı” dedi.
İnsanların hak ettiklerini zamanında, adalet duygusunu zedelemeden ve kendilerini kullanılmış hissetmeden almalarını sağlamanın devletin temel görevi olması gerektiğini kaydeden Solyalı, paylaşımını bu ifadelerle tamamladı.
Solyalı’nın paylaşımının tamamı ise şu şekilde:
“İçişleri Bakanlığı’nın koridorlarına insanlar sığamıyor…
Günlerdir özellikle kırsal kesim ve tarımsal arazi ile taşınmaz kiralamaları ile ilgili yoğun bilgi geliyor..
Hatta İçişleri Bakanlığı hizmetleri o kadar yoğun ki resmi evraklar/ formalar sokağa çıkmış halde…
Bir ülkede gençlerin barınma, çiftçi/hayvancının tarımsal arazi kiralama, yasal statü ya da kamu kaynaklarına erişim ihtiyacı olabilir. Devletin görevi bu ihtiyaçları adil, öngörülebilir ve herkese eşit uygulanan kurallarla karşılamaktır. Yapılmaması gereken ise insanların en temel ihtiyaçlarını siyasi fırsata dönüştürmektir.
Seçim yasaklarına günler kala, altı yılda gençlerin barınma sorununa kalıcı bir politika üretmeden kırsal kesim arsalarının ve sosyal konutların son anda ve ölçüsüz biçimde dağıtılması; bu ülkede yasal koşullarda yaşamını sürdürmek için çaba gösteren insanların vatandaşlık beklentilerinin siyasi bir araca dönüştürülmesi; kamu arazilerinin kiralanmasında yıllarca işlem yapılmayıp kararların seçimin hemen öncesine yığılması ciddi bir kamu yönetimi ve adalet sorunudur.
Mesele insanların hak sahibi olup olmadığı değildir. Gecikmiş hakkı için başvuran insanlarımıza elbette söyleyecek bişeyim yok.
Tam tersine mesele, gerçekten ihtiyacı olan insanların haklarının neden zamanında, kurallı ve eşit biçimde karşılanmadığıdır. Bir hak veya kamu hizmeti, seçim yaklaşınca hatırlanıyorsa, insanların ihtiyaçları yıllarca ertelenip seçime ramak kala karşılanır gibi yapılıyorsa; orada sorgulanması gereken yönetim anlayışıdır.
Eminim bu cümbüşün içinde tabanca izinleri, haksız kamu kaynağı aktarımı da vardır. Bunları çok yakında göreceğiz.
Cezaevi Müdürüne tanınan sınırsız yetki ile yapılan afların da son durumunu yakında görüşülecek Anayasa Mahkemesi duruşmasında öğreneceğiz.
Kişisel ikballerini hedeflemekten başka bir amacı olmayan bu yönetime tahammül kalmamıştır.
Kamu kaynakları herhangi bir siyasi makamın seçim döneminde kullanabileceği bir imkan olmadığını geçen seçimde de ve her fırsatta da altını çizerek söylüyoruz.
İnsanlarımıza seçimden hemen önce lütuf dağıtan değil, onların haklarını seçim olup olmadığına bakmaksızın güvence altına alan bir devlet anlayışına ihtiyaç vardır.
Bütokratların da, yaratılan bu kaosta çok dikkatli olmasını da tavsiye etmemiz gerekmektedir.
İnsanlarımız ihtiyaçları olanı ve hakkı olanı elbette alacak. Almalı.
Zamanında, adalet duygusunu zedelemeden ve kullanılmış hissetmeden hak ettiklerini almalarını sağlamak devleti temel görevi olacak”














