En Ust
Menü Altı
Menü Altı
Genelİç HaberlerKıbrısManşet

Serdar Denktaş: Avrupa Birliği samimiyetsiz, derdimizi Türkiye ile anlatabiliriz

TAM Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş, Avrupa Parlamentosu'nun Kıbrıs'a ilişkin kararını eleştirerek, Avrupa Birliği'nin tarafsızlığını yitirdiğini söyledi. Denktaş, Kıbrıs meselesinin çözümünde Türkiye ile birlikte hareket edilmesi gerektiğini söyledi.

TAM PARTİ Genel Başkanı Serdar Denktaş, Sözcü TV ekranlarında katıldığı programda Avrupa Parlamentosu’nun Kıbrıs konusundaki son kararını sert bir dille eleştirdi.

 

Avrupa Birliği’nin kapısının önünde sıcak savaşlar devam ederken 50 yıl önce yaşanmış bir olaya odaklanmasını “mesnetsiz” olarak nitelendirdi. AB Komisyonu ve Konsey başkanlarının Kıbrıs’taki yeni görüşmeleri bir fırsat olarak değerlendirdiği döneme denk gelen bu kararın, AB’nin samimiyetsizliğini bir kez daha gözler önüne serdiğini belirten Denktaş, AB’nin artık tarafsız bir aktör olmadığını, “Kıbrıs Cumhuriyeti” adı altında geçmişteki ortak devletin işgalcisi konumundaki yapıyı kulüplerine üye yaparak açıkça taraf olduklarını vurguladı.

 

Kararda yer alan “kadına ve çocuğa yönelik şiddet” iddialarına da sert tepki gösteren Denktaş, tarihi gerçekleri hatırlatarak, “Siz 1964, 1967 ve 1974’te, 6 aylık bebekten 90 yaşındaki yaşlıya kadar insanımızı Atlılar’da, Muratağa’da canlı canlı gömeceksiniz, katledeceksiniz; sonra da adada 50 yılı aşkın süredir barış devam ederken Türkiye’ye yönelik böyle bir açıklama yapacaksınız” ifadelerini kullandı. Denktaş, Annan Planı döneminde Kıbrıs Türk halkına uzatılan AB havucunun, bugün aslında “zehirli bir havuç” olduğunun net bir şekilde anlaşıldığını dile getirdi.

 

“TÜRKİYE’Yİ ADAYA MAKARİOS ÇAĞIRMIŞTIR”

 

1963-1974 yılları arasında Rum tarafının Kıbrıslı Türklere yönelik zulmünü, ortada bir savaş yokken tamamen hükümet kararları ve sistematik katliamlarla gerçekleştirdiğini ifade eden Denktaş, tüm bu gerçeklere rağmen halen Türkiye’nin suçlanmasını eleştirdi. Söz konusu kayıpların ve şiddet olaylarının Barış Harekâtı sırasında değil, 15-20 Temmuz tarihleri arasında Rumların kendi içindeki çatışmalarda ve dönemin lideri Makarios’un adadan kaçmak zorunda kaldığı süreçte yaşandığına dikkat çeken Denktaş, Avrupa Birliği parlamenterlerinin bu tarihi gerçeklerden bihaber olduğunu belirtti.

 

Denktaş, Türkiye’nin adaya müdahalesinin hukuki zeminini hatırlatarak, dönemin Kıbrıs lideri Makarios’un Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki açık daveti üzerine, Türkiye’nin diğer garantör devlet olan İngiltere’ye ortak müdahale teklif ettiğini aktardı. İngiltere’nin bu teklife katılmaması üzerine Türkiye’nin kendi soydaşlarının katledilmesine göz yumamayarak garantörlük hakkını kullandığını vurguladı. Kıbrıslı Türklerin kurtuluş sevinciyle geçmişteki acıları yüreğine gömüp çocuklarına kin aşılamadığını, buna karşın Rum tarafının kilise etkisiyle yeni nesilleri ve dünyayı yalan, dolan ve iftiralarla manipüle etmeye devam ettiğini söyleyen Denktaş, artık iç çekişmeleri bırakıp dünyaya gerçekleri yeniden anlatma zamanının geldiğini ifade etti.

 

“DERDİMİZİ TÜRKİYE İLE ANLATABİLİRİZ”

 

Dünyaya yönelik yürütülecek bu haklı mücadelede bu sürecin ancak Türkiye ile birlikte başarıya ulaşabileceğini belirtti. 1960 anlaşmalarına göre KKTC’nin AP’de işgal altında tutulan iki sandalye hakkı olduğunu hatırlatan Denktaş, “Biz kendi AP parlamenterlerimizi burada eş zamanlı seçmeli, Avrupa Birliği parlamenter seçimleriyle birlikte AB kapısında sabah akşam bu gerçekleri haykırmalıyız. Kendi içimize kapanıp didinmekten başka bir yol bulmalıyız” dedi.

 

“KIBRIS SORUNU SİYASİ BİR SORUN OLMAKTAN ÇIKTI”

 

Kıbrıs sorununun artık siyasi güç paylaşımıyla çözülecek aşamayı geçtiğini ifade etti. Yan yana yaşayan iki yapı arasında ekonomik zeminde çözüme varılabilir.  Mülk ve sınır gibi konularda müzakerelerin yürütülebileceğini belirten Denktaş, adanın yarısında yaşayan yaklaşık 700 bin kişilik nüfusun pek çok alanda izole edilerek insan hakları mağduriyeti yaşatıldığını dünyanın görmesi gerektiğini vurguladı. Bu mağduriyetin aşılması için Kıbrıs konusunun partiler üstü bir noktaya taşınarak, hedef tahtasına BM ve AB’yi koyup sürekli kapıların çalınması gerektiği çağrısında bulundu.

 

“RUMLARIN NATO GİRİŞİMİ SON DERECE TEHLİKELİDİR”

 

Konuşmasında Rum tarafının NATO’ya girme girişimlerine de ayrı bir parantez açan TAM PARTİ Genel Başkanı, bu hamlenin 1960 Garanti ve İttifak Anlaşması’nın fiili uygulamasını ortadan kaldırmaya yönelik son derece tehlikeli bir strateji olduğu konusunda uyardı. Bu tehlikeye aylar öncesinden dikkat çektiğini belirten Denktaş, Türkiye’nin bu konuda elindeki veto hakkını kesinlikle bırakmaması gerektiğinin altını çizdi.

 

1981 yılında Türkiye’nin, 1974’te NATO’dan çıkan Yunanistan’ın geri dönüşüne yönelik vetosunu kaldırdığını hatırlatan Denktaş, aynı hamlenin Kıbrıslı Rumlar için tekrarlanmaması gerektiğini ifade etti. Rum tarafının yegane niyetinin adadaki Türk varlığını koruyan garanti ve ittifak anlaşmalarını tasfiye etmek olduğunu belirten Denktaş, “Türkiye’nin bu konuda dirayetli duracağından hiç şüphemiz yok. Ancak kamuoyunu bilgilendirmek adına söylüyorum; Rum tarafının bu girişimi son derece yanlıştır. Garanti anlaşmalarının fiilen ortadan kalkması, hem bizi koruyan hem de Türkiye’nin ada ve çevresindeki haklarını koruyan yapıyı yok eder. Çok uyanık ve dikkatli olmalıyız” diyerek sözlerini noktaladı.

Diğer Haberler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir




Enter Captcha Here :

Başa dön tuşu