
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay Kathimerini’ye röportaj verdi, son günlerdeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu…
Bütünlüklü çözüm istediğini iddia eden Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin attığı adımların, bu söyleminde samimi olmadığını gösterdiğine işaret eden Özersay, Türk tarafınca atılan adımlarla da bölgedeki durumun dengelendiğini kaydetti…
Özersay, Kıbrıs Rum kesiminin bütünlüklü çözümü istediğini iddia ettiğini ancak atmış olduğu yeni adımlarla samimi olmadığını gösterdiğini vurguladı.
İnsansız hava araçları ile ilgili bir soruyu yanıtlayan Özersay, İHA’ların Doğu Akdeniz’de yürütülen arama ve sondaj bölgelerine intikal ettiğini, yeni dönemde bu operasyonu daha etkili hale getirileceğini söyledi.
“Geçmişte, mesafe faktörü sebebiyle 24 saatlik takip sorunluydu. Bu sebeple tüm operasyonun daha etkili olması için KKTC havaalanının kullanılmasına izin verdik” diyen Özersay, bu şekilde Kıbrıs Rum kesimiyle bölgedeki durumun dengelendiğini kaydetti.
Askeri uçakların geçmişte de Geçitkale Havaalanına iniş gerçekleştirdiğini hatırlatan Özersay, KKTC’nin ihtiyaç olduğu sürece, olanakları çerçevesinde Türkiye Cumhuriyeti ile işbirliği yapacağını belirtti.
Türkiye’nin KKTC’nin müttefiki ve stratejik ortağı olduğunu ifade eden Özersay, bu noktada Rum kesiminin ABD ve Fransızlarla limanların kullanımı için yaptığı işbirliklerini örnek gösterdi.
Özersay “Eğer söz konusu bölgede bekleme durumunda olursak denge bozulacaktır. O zaman da ortaya çatışma ihtimali çıkacaktır. Çünkü eğer pratikte haklarımın ihlal edildiğini tespit edersem, tepki göstermek zorunda olacağım. Bu yüzden tepki gösterme anını yakalamayı ve dengeyi yeniden garanti altına almayı tercih ederim” dedi.
Yeşil hat tüzüğü ile ilgili bir soruyu da yanıtlayan Dışişleri Bakanı Özersay, 2004 yılından beri uygulanan, AB çerçevesine sahip bir tüzük bulunduğunu hatırlattı.
Özersay “Bugün Kıbrıs Rum kesiminin tüzüğü muhafaza ettiğini ve bazı uygulama maddelerin değiştirilmesi yönünde ilerlediğini görüyoruz. Henüz bu süreci başlatmadılar. Bununla birlikte eğer bu konudan faydalanmaya, Larnaka Havaalanı aracılığıyla adaya gelen turistlerin kuzeye geçişlerini engellemeye çalışırlarsa, yani Kıbrıslı Türkleri ekonomik açıdan boğmaya çalışırlarsa, iki toplum ilişkileri olumsuz yönde etkilenecektir. O zaman biz de Kıbrıs Rum kesimi acı çeksin diye ne yapabiliriz şeklinde düşünmeye mi başlayacağız?” şeklinde konuştu.
Rum tarafının KKTC ekonomisine zarar vermek için bu konudan faydalanmaya çalışması durumunda KKTC’nin de aynısını yapacağı uyarısında bulunan Özersay, “Bu adımların içeriğinin büyük bir önemi yoktur. Önemli olan nokta Kıbrıs Rum kesiminin bütünlüklü çözümü istediğini iddia etmesidir. Atmış olduğu yeni adımlarla bize samimi olmadığını göstermektedir” dedi.
2004 yılından bugüne dek Kıbrıs Rum kesiminin tutum değiştirmesini beklediklerini ancak alınan mesajların aksi yönde olduğunu kaydeden Özersay, Kıbrıs Rum kesiminin yeni değişiklikle yapmaya çalıştığı şeyi açıklaması gerektiğini ifade etti.
Amacın gayri resmi geçişin engellenmesi olması durumunda bunun sınır kapılarından değil de başka bölgelerden gerçekleştiğinin bilindiğini belirten Başbakan Yardımcısı, “Eğer bu sorunun göğüslenmesi için işbirliği yapmamızı arzu ettiklerini açıklarlarsa biz BM aracılığıyla bunu yapmaya hazırız. Gelin tanıma konusuna geçmeden bilgi alışverişinde bulunalım, gayri resmi göç konusunu birlikte göğüsleyelim” dedi.
Kıbrıs Rum kesiminden geçişlerdeki yeni düzenlemelerle ilgili hedefine açıklık getirmesini isteyen ve AB’den de sesini çıkarmasını talep ettiğini kaydeden Özersay, AB’nin bir yandan iki toplum ilişkilerinin sıkılaştırılmasından yana olması diğer yandan da işbirliği ruhuna zarar veren bir kesim karşısında sessiz kalmasının mümkün olmadığını söyledi, böylesi bir durumda AB’nin KKTC’deki imajının büyük zarara uğrayacağını vurguladı.
“Şu an müzakere süreci yoktur” diyen Özersay, bütünlüklü çözümünün sağlanamamasının nedenlerinin ele alınmaması durumunda hiçbir yere varılamayacağını kaydetti.
Sorunun federasyona ilişkin olmadığına inandığını belirten Dışişleri Bakanı, farklı bölgelerde uygulanan bu sitemin Kıbrıs açısından da olumlu sonuçları olabileceğini ancak Kıbrıs’ta federasyon koşullarının mevcut olmadığını söyledi.
Özersay “Taraflar birbirine güvenmiyor. Taraflardan biri yönetimi ve zenginliği paylaşmak istemiyor. Federasyon kültürü yoktur. Madem federasyon için gerekli koşullar mevcut değildir o zaman mevcut koşullarla, bir noktadan, işbirliğinden başlayalım. Aşağıdan yukarıya bir ortaklık inşa edelim. Örneğin gelin gayri yasal göç için, uluslararası terör için işbirliği yapalım” dedi.
İşbirliği temelindeki bir ortaklıktan bahsettiğini vurgulayan Özersay, aşağıdan yukarıya, adım adım evrimsel bir yaklaşım önerdiğini söyledi.
Özersay “3 konuyla başlarız, bunlar devamında 13 olur, güven atmosferi gelişir ve bu aşamalı olarak ortaklığa dönüşür. Gelin bu ortaklığın 10 ya da 15 yıl sonra ne olacağına, yani federasyon mu, konfederasyon mu, iki devlet mi vs. olacağına bugün karar vermeyelim” şeklinde konuştu.
Büyük güçlerin doğal gaz konusunda bölgede kendi oyunlarını oynadıklarını da hatırlatan Özersay, ABD’nin silah ambargosu konusundaki adımının büyük bir çatışmanın merkezinde bulunduğumuzu gösterdiğini kaydetti. Özersay, “Piyon olmak istemiyorsak iş birliği yapmamız gerekiyor. Aksi halde figüranlara dönüşeceğiz” dedi.














