Menü Altı
Menü Altı

Özersay: “Şaşırdık mı? Hayır!”

Özersay: “Şaşırdık mı? Hayır!”

Halkın Partisi Genel Başkanı Kudret Özersay, hem kuzey hem de güneydeki hükümetlerin son günlerdeki uygulamalarını eleştirerek bunlara “şaşırmadığını” belirtti ve popülizm olduğunu vurguladı.

Özersay facebook sayfasından paylaştığı yazısında, KKTC’deki Rum ve Maronitlere Güney Kıbrıs’tan gönderilen yardımlarını Dışişleri Bakanlığı’nın vergilendirme kararını ve Rum hükümetinin de kuzeydeki otellerle ilgili engellemelerini yorumladı.

Özersay’ın yazısı şöyle:

Kıbrıs Rum hükümetinin KKTC’deki oteller konusundaki tutumu, Kıbrıs Türkünün ekonomik gelişimini engellemeyi, hayatımızı zorlaştırmayı hedefler ve bugüne değin bu amaçla yaptıklarıyla gayet uyumludur, bu hamleleri şahsen beni şaşırtmadı. Geçmişte üniversitelerimiz konusunda da bunu yapmışlardı, otellerimizin de uluslararası bir sistemin parçası olarak rezervasyon almasının önünü kapatmaya çalışmışlardı. Şaşırdığım, UBP-DP hükümetinin Rum tarafının bu adımına şaşırmasıdır. Turizm teşviklerine güneyden gelecek olan turistleri de katıp, bunu göstere göstere yapmaya çalışıp güneye bağımlı bir turizm modeline yönelmesine rağmen Rum tarafının bunu engellemeye kalkışacağını öngöremiyorlar mıydı? Belli ki hayır.

Kıbrıs Rum hükümetinin Güneyde kalan Kıbrıs Türk mallarına ne yaptıklarını, geçen süre zarfında Kıbrıslı Türklerin mallarını nasıl değersizleştirdiklerini, tazminat ödemeden nasıl ‘kamulaştırdıklarını’, sözde kiralıyoruz diyerek aslında bahse konu fona herhangi bir para koymadıklarını, parasını, kullanım kaybını almak isteyenlere “çözümden sonra” demeye devam ettiklerini, tüm aksaklıklarına rağmen KKTC’deki Taşınmaz Mal Komisyonu benzeri bir mekanizma dahi kurmadıklarını, iç hukuku tüketmek için dava eden Kıbrıslı Türkleri bezdirmek için yıllarca süründürdüklerini, direnip de AİHM’ne gidenlerin meselesini de “uzlaşma” yoluyla emsal teşkil etmeyecek şekilde nasıl kapatma yoluna gittiklerini dikkate alınca aslında KKTC’deki oteller konusunda bu yaptıklarının tutar tarafı olduğunu düşünmüyorum. Bu adada olağanüstü bir durumun yarattığı zaruret hali varsa ve bu, anayasa maddelerin dahi askıya alınmasını haklı kılıyorsa aynı olağanüstü zaruret hali herkes için var olmalıdır.

Peki Tahsin beyin KKTC’de yaşayan Maronit ve Rumlarla ilgili vergi koyma yaklaşımına şaşırdık mı? Hayır. Yıllarca Kıbrıs Rum tarafının “mahsurlar” diyerek aslında istismar ettiği bir konuyu daha bir istismar etmeleri için kendilerine imkan sağlıyor. 2003 ertesinde koşulların değişmesiyle bu “mahsurlar” yaklaşımının iyice çağ dışı kaldığı aşikar, ancak devlet olduğunuzu göstermek istiyorsanız yapmanız gereken şey ülkenizde yaşayan insanlara hizmet sunmaktır, semboller ve söylemler üzerinden devletçilik oynamak değil. Bu bireylere yapılan insani yardıma bir bölümü ihtiyaç duymayabilir, peki ama buna ihtiyaç duyanlar? Onlardan vergi alınca zengin mi olmuş olacaksınız yoksa “mahsurlar” edebiyatına son vermiş mi olacaksınız? Hiç biri!

Eğer “ben devletim” diyorsanız, ihtiyaçlı olan insanları tespit edip insani yardımı siz yapın o zaman veya bu saptamayı BM ile birlikte, istişare halinde yapın. “İhtiyaçları yok ve piyasada satıyorlar, tespit ettik” diyorsunuz madem, tespit ettiklerinizle ilgili işlem yapın o zaman. Kaldı ki piyasayı ekonomiyi etkileyecek boyutta mı ki bu tedbiri alma ihtiyacı hasıl oldu? Tümüne vergi koyduğunuzda ihtiyacı olmayan insanlar yine bu yardımı almayacak mı? Bir de “Rumların oyununu bozduk” gibi anlamsız bir propaganda ile ne yapmaya çalıştığınız çok aşikar. Bu insanların kaldıkları yerlere gidiyor musunuz hiç? KKTC vatandaşlarıyla bu insanların ilişkilerinin nasıl olduğunu gerçekten biliyor musunuz acaba? Veya bu umurunuzda mı? Hiç sanmam.

Birileri birilerini cezalandıracak veya otoritesini ispatlayacak yahut gündemi değiştirecek diye zamanında Batı Trakya Türkleri ile İstanbul Rumları az mı çekti? Azınlıkları ezmek, huzurlarını kaçırmak, onları ülkeden kaçırmak, başka düşmanlıkları körükler, çok kültürlülüğün bir zenginlik olduğunu ne zaman anlayacaksınız? Hiçbir zaman değil mi!

Kimse kusura bakmasın ama burada hesap “benim partim Lefkoşa’dan acaba en fazla kaç vekil çıkarabilir ve ben o listeden ne yapsam vekil olarak çıkarım”dır, yani özetle popülizmdir. Aynen Kıbrıs Rum liderliğinin yaklaşan seçimler bağlamında yapmaya yeltendiği popülizm gibi.

 

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir