Menü Altı
Menü Altı

CTP “yargı”; Berova “gerekeni yapacağız” dedi

CTP “yargı”; Berova “gerekeni yapacağız” dedi

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nun bugünkü toplantısında yaz saati, AB uyum yasaları ve yapısal reform yasalarındaki gecikmeler, Mali Protokol, Bedis Piknik Alanı’ndaki binayla ilgili dava süreci, Lapta Marina ve Otel projesi ihalesi, güvenlik ve garantiler konuşuldu; hükümetin icraatlarıyla ilgili eleştiriler de yapıldı.

Ana muhalefet CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman, yaz saati uygulamasından vazgeçilmezse konuyu yargıya taşıyacaklarını açıkladı.

Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Özdemir Berova ise, ekonomik, sosyal ve kültürel faaliyetlerin bir çoğunun Türkiye ile yapıldığı düşünüldüğünde, bu uygulamanın da Türkiye’ye göre düzenlenmesinin doğal olduğunu ve kararı alırken de bunu göz önünde bulundurduklarını kaydetti. Berova, mevzuat neyi öngörüyorsa, gereğinin yapılacağını belirtti.

Erhürman

Genel Kurul’da ilk sözü alan Erhürman, “Yaz saati uygulaması” konusunda yaptığı konuşmada, bu konuda bu yıl da kargaşa yaşandığını belirtti.

Uygulamanın Türkiye’de değişmesi halinde burada da değişeceği yönünde söylemler olduğunu hatırlatan Erhürman, Türkiye’ye bakılarak, uygulama yapılmasını eleştirerek, o zaman ülkede ayrı bir hükümetin olmasının da gereksiz olduğunu söyledi.

Erhürman, “Bir irade ortaya koymayacaksınız ve bu ülkede yaşayanlar üzerinde iradeniz olmayacaksa o zaman siz ülkeyi yönetemiyorsunuz” dedi. Erhürman, geçen yıl dağ yolunda öğrencilerin öldüğü kazaya dikkat çekti.

Tufan Erhürman, bütün bunlar defalarca konuşulmuş olsa da, bir ilerleme kaydedilmediğini ve hükümetin bu konuda bir sorumluluk almadığını ve irade sergilemediğini savundu.

Yaz saati uygulamasının 2004 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile alındığını ifade eden Erhürman, ilgili genelgeyi okudu.

Erhürman, hükümetin 12 yıl sonra bir karar çıkararak, Bakanlar Kurulu kararını iptal ettiğini ve yaz saati uygulamasını sürekli kılınarak yasalara aykırı hareket ettiğini kaydetti.

Ülke koşulları dikkate alınarak, uygun kararlar alınmasının hükümetin görevi olduğunu söyleyen Erhürman, Türkiye’nin 80 milyonluk kocaman bir coğrafya olduğunu ve kendine göre karalar aldığını ancak ülkede halkın talepleri ve coğrafya koşulları ortadayken bu kararın devam ettirilmesini eleştirdi.

Ülkede uyulmayan bir yasa ve mevzuat olduğunu vurgulayan Erhürman, artık halkın ihtiyaç ve taleplerini dikkate alınmasını istedi. Erhürman, gerekenin yapılmaması halinde, mahkemeye taşınacağını kaydetti.

Berova: “Bu uygulamanın Türkiye’ye göre düzenlenmesi doğal”

Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Özdemir Berova, Erhürman’a cevaben yaptığı konuşmada, saat konusunun ciddi anlamda polemik konusu edildiğini ve konunun çarpıtıldığını söyledi.

Berova, yasa ve mevzuat konusunun araştırılacağını ifade ederek,  dünyada saat uygulamasının, ülke koşulları dikkate alınarak yapıldığını anlattı ve bunlara örnekler verdi.

Özdemir Berova, ekonomik, sosyal ve kültürel faaliyetlerin bir çoğunun Türkiye ile yapıldığı düşünüldüğünde, bu uygulamanın da Türkiye’ye göre düzenlenmesinin doğal olduğunu ve kararı alırken de bunu göz önünde bulundurduklarını kaydetti.

Berova, mevzuat neyi öngörüyorsa, gereğinin yapılacağını belirtti.

Özdemir Berova’nın konuşması esnasında milletvekilleri arasında tartışmalar yaşandı.

Erhürman yeniden söz aldı

CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman, yeniden söz alarak, böyle bir Bakanlar Kurulu’nda, bir bakanın hukuku uygulayacağını söylemesinin önemli olduğunu belirterek, Berova’nın bütün söylemlerinin birbiriyle çelişkili olduğunu ileri sürdü.

Saat konusunun “ideolojik” olduğu yönündeki söylemlerden artık vazgeçilmesi gerektiğini vurgulayan Erhürman, bu ülkede halkın talepleri, ihtiyaçları ve çocukların kaçta kalkıp yollara düşeceğinin önemli olduğunu, kendilerinin de bunu ortaya koyduklarını kaydetti.

Erçal: “Önemli yasaların hemen hemen hiç birine dokunulmadı”

CTP Milletvekili Hüseyin Erçal da “Hükümetin AB ve Yapısal Dönüşüm Programına Uyum Yasalarının Yapılmasındaki İsteksizliği” başlıklı konuşmasında, hükümetin göreve başlamasından bu yana geçen sürede önemli yasaların hemen hemen hiç birine dokunmadığını ileri sürdü.

Bu yasaların, AB uyum yasaları ve Türkiye ile yapılan ekonomik anlaşmalarda yer alan yapısal dönüşün programlarla ilgili olduğuna işaret eden Erçal, 78 konudan 10 taneyi yerine getirmenin bir başarı olmadığını savundu.

Erçal, kamu reformu konusunda gerekenlerin yapılmamasını eleştirerek, kamu reformunun geçmesi halinde neler olacağını anlattı. Hal Yasası’nın da Meclis’ten geçirilmediğini ifade eden Erçal, bu yasanın halk sağlığı ve gıda güveliği açısından önemine işaret etti.

Hüseyin Erçal, Yurttaşlık Yasası konusunda da gerekenin yapılmadığını belirterek, yasaların bir an önce geçirilmesi için hükümete çağrı yaptı.

Çavuşoğlu: “AB uyum yasalarını konusunda hiçbir partinin prensip sorunu olmadı”

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Nazım Çavuşoğlu da eleştirileri yanıtladığı konuşmasında, bazı konuları konuşurken süreci de takip etmek gerektiğini belirterek, Kamu Reformu Yasası’nın 2009 seçimlerine giderken gündeme getirildiğin ancak birçok kez söylenenle yapılanların örtüşmeyebileceğini söyledi.

Yerel Yönetimler Yasası konusunda, geçmişte çok kapsamlı bir çalışma yapıldığını, 26 belediye başkanının oy birliğiyle bir yasa yapılarak, konunun meclise taşındığını anlatan Çavuşoğlu, hükümetin düşmesiyle yasanın kadük olduğunu anımsattı.

Çavuşoğlu, eleştirilen yasa tasarıları konusunda bilgiler vererek, yaşanan süreçleri aktardı ve kendilerinin yapamadığını, bundan sonra hükümete geleceklerin yapabileceği anlamına gelmediğini kaydetti.

AB uyum yasalarını geçirme konusunda hiçbir partinin bir prensip sorunu olmadığına işaret eden Çavuşoğlu, Türkiye ile yapısal dönüşüm programlarının uygulanması konusuna değinerek, bu konuda çok hummalı çalışmalar yapıldığını anlattı.

Çavuşoğlu, bu konuların seçim zamanı değil, her zaman konuşulması ve milletvekillerinin motive edilmesi gerektiğini vurguladı.

Akansoy: “Denetim ve planlama konusunda sınıfta kalmış hükümetler silsilesi var”

CTP Milletvekili Asım Akansoy “Çalışma Hayatı” konusunda yaptığı güncel konuşmada, mali protokol konusuna değinerek, önemine işaret etti.

Akansoy, bu konuda bugüne kadar yapılan işlerin, hükümetin kendi ölçütleri içinde 1.5 yıllık karnesini gösterdiğini ifade etti.

İşgücü Anlaşması protokolüne de değinen Akansoy, İş Yasası’nın değiştirilmesi konusunda ilgili bakanlığın sonuç alıcı bir adım atmadığını kaydetti. Akansoy, son zamanlarda ortaya konulan icraatlarda denetimin giderek azaldığının görüldüğünü söyledi.

Saner: “Ne söz verdiysek onu yerine getirdik”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Hamza Ersan Saner de, eleştirileri yanıtladığı konuşmasında, kendisinin ne söz verdiyse onu yerine getirdiğini, uygulamaya girmediyse onun sorumlusunun kendileri olmadığını kaydetti.

Mali Protokol konusunda hiçbir sıkıntıları olmadığını vurgulayan Saner, bu konuda önümüzdeki hafta kapsamlı bir basın toplantısı yapacaklarını belirtti.

Aylık borçlanmalarla emeklisini ödemek için borç alan kurumun, artık borçlanmadan bunu yapabildiğini aktaran Saner, İş Gücü Protokolü konusuna değinerek, ön izinle ülkeye gelecek işçiler konusunda gerekli düzenlemelerin yapıldığını anlattı.

Saner, İş Gücü Protokolü’nü, Türkiye’deki gelişmelere bağlı olarak uygulamaya koyamadıklarını ifade etti.

Bakan Saner, Çalışma Dairesi’nin devre dışı kalması gibi bir durumun ise söz konusu olmadığını vurgulayarak, denetimlerin de sıkıntısız devam ettiğini kaydetti.

Yapılan denetim sayının, CTP hükümeti döneminden daha fazla olduğunu belirten Saner, kayıt dışılıkla ilgili paralı affın başarılı olduğunu ve 6 bin 342 kişinin kayıt altına alındığını vurguladı.

İş Sağlığı ve Güvenliği Tüzüğü’nün 1989’da geçtiğini, İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nın ise 2008’de CTP tarafından geçirildiğini anlatan Saner, yasanın 1989’da geçirilen tüzükle yönetildiğini aktardı.

Saner, ilgili tüzüğün hazırlanarak, bunun geçirilmesi için çalıştıklarını belirterek, artık ön izin başvurularının online yapılacağını sözlerine ekledi.

Şahali: “Ülkede seferberliğe ihtiyaç var”

CTP Milletvekili Erkut Şahali “Bir Peşkeşin Ardından Yaşananlar” konusunda yaptığı konuşmada, trafik kazaları ve diğer konularda olduğu gibi iş sağlığı ve güvenliği konusunda ülkede bir seferberliğe ihtiyaç olduğunu söyledi.

Bedis Piknik alanının bir kısmının özel şahıslara kiralanmasıyla ilgili yapılanlara değinen Şahali, konuyla ilgili bir ara emri olduğunu anımsattı.

Şahali, başlatılan dava sürecine değinerek Başsavcılığın ve Bakanlığın konuyla ilgili yazışmalarından bazı bölümler okudu.

Şahali konuyla ilgili şu soruları sordu:

“Ahşap binayla ilgili ödeme kim tarafından yapıldı? Bu kararları verenlere yapılan ödeme rücu ettirildi mi? Ödemenin yapılıp yapılmadığına ilişkin net bilgi alabilecek miyiz? Sökülen ahşap bina ne oldu? Binadan arta kalan kısımlar ne olacak?”

Ataoğlu: “Bedis’teki bina iskele’de orman dairesi binası haline getirilecek”

Turizm ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Şahali’ye verdiği yanıtta, halkın temiz bir alanda piknik yapabilmesi için başlayan süreçte, mahkeme emriyle bölgedeki yapının durdurulduğunu anlattı.

Bölge birinci derece sit alanı olduğu halde Anıtlar Yüksek Kurulu’ndan izin alınmadığı için sorunun yaşandığını anlatan Ataoğlu, inşaat konusunda Merkezi İhale Komisyonu’ndan yetki alarak hareket ettiklerini dile getirdi.

Bölgedeki yapının kaldırılması için çalışmaları olduğunu kaydeden Ataoğlu, binanın İskele’de Orman Dairesi Hizmet Binası haline getirileceğini söyledi.

Ataoğlu, Bedis’teki ahşap binayı, engellilere de hizmet verebilecek tam teşekküllü bir bina olacağı için o günlerde desteklediklerini söyledi.

Bunun üzerine yeniden söz alan Erkut Şahali, bu inşaatın hem yetkisiz hem gayri yasal olduğuyla ilgili ilk günden uyarıda bulunduklarını dile getirdi.

Şahali, bölge temiz kalsın gerekçesiyle gayri yasal işlem yapılamayacağını dile getirdi; yapım amacı restoran olan bir binaya Orman Dairesi Hizmet Binası yapılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi.

Şahali “bu izahatın ardından ortada bir peşkeşin anatomisi olduğuna ikna oldum” dedi ve Sayıştay’ın konuyla ilgili gerekeni yapmasını istedi.

“Görev başında bir azınlık hükümeti vardır” diyen Şahali, hükümetin “boyunu ve vadesini aşan işlere kalkışmaması” gerektiğini söyledi. Şahali, buna elektrikle ilgili sözleşmeyi de örnek gösterdi.

Töre: “Şu anda özgürlüğümüzü doyasıya yaşıyoruz”

Daha sonra UBP Milletvekili Zorlu Töre “Kıbrıs’ta Barış Özgürlük ve Güvenlik”le ilgili konuşma yaptı. Töre konuşmasına başlamadan Şahali’ye cevap vererek, 7 Ocak’ta hükümet sona erecek diye elektrik gibi toplumun geleceğini ilgilendiren konularda adım atılmamasının kabul edilebilir olmadığını anlattı.

Ülkede şu anda barışın hüküm sürdüğünü dile getiren Töre, 1974’ten önce bu barış ortamının olmadığını söyledi. O günlerde yaşanan zorluklardan bahseden Töre, “Şu anda özgürlüğümüzü doyasıya yaşıyoruz” dedi.

Dayısının arkadaşlarıyla birlikte 1963 Aralığında kaybolduğunu, bunun gibi birçok örnek olduğunu söyleyen Töre, “Kıbrıs’ta barış isteriz deniyor. Biz de barış istiyoruz, bir daha böyle üzüntüler yaşansın istemiyoruz ama Rum tarafı bir yandan silahlanmaya doymuyor diğer yandan da Türk ordusunun adadan gideceği bir anlaşma istiyor” diye konuştu.

Özdenefe: “Lapta marina ve otel projesi… İhalenin kime verildiği 3 iş günü içinde yayınlanmak zorunda”

CTP Milletvekili Fazilet Özdenefe “Lapta Marina ve Otel Projesi” başlıklı konuşma yaptı. Konuşmasıyla ilgili bakanın genel kurulda olmamasını eleştiren Özdenefe, “Lapta ihalesinde yaşananlar aslında son zamanlarda hızlandırılmış olarak her gün yüzümüze tokat gibi çarpan UBP zihniyetinin tipik örneğidir” dedi.

Ercan Havaalanının işletme haklarıyla ilgili yaşananlara da değinen Özdenefe, ilgili tüm bakanlarla ilgili soruşturma önergelerini Meclis Başkanlığı’na sunacaklarını kaydetti.

Yatırımlarla ilgili konularda ne zaman eleştiri yapsalar, CTP zaten yatırım istemez sözleriyle karşılaştıklarını söyleyen Özdenefe, CTP’nin gelişmeyi desteklediğini ancak bunun yasa dışı işlemleri doğru kılmayacağını anlattı.

Kendilerinin de hazır bulunduğu “Lapta Marina ve Otel Projesi”yle ilgili danışma toplantısının ihale kararı alındıktan sonra yapılmasının kabul edilebilir olmadığını anlatan Özdenefe, ihalenin kime verildiğinin hala açıklanmadığını söyledi.

İhaleye sadece bir şirketin teklif verdiğinin açıklandığını, şirketin kim olduğunu sorduklarında cevap verilmediğini kaydeden Özdenefe, ilgili yasaya göre ihalenin kime verildiğinin 3 iş günü içinde yayınlanmak zorunda olunduğunu dile getirdi.

Lapta Belediye Meclisi üyesinden alınan bilgiye göre ilgili şirketin Taşyapı olduğunu dile getiren Özdenefe, sözleşmenin belediye meclisi üyelerine dahi gösterilmediğini kaydetti.

İlgili denetleyici kurumların ve bakanlıkların bu konuda neden denetim yapmadığını soran Özdenefe, ilgili kamu arazisinin ilk etapta sahil yürüyüş yolu olarak belediyeye verildiğini kaydetti.

Özdenefe,daha sonra marina için de izin alan projede nasıl 5 yıldızlı otel için ihaleye çıkılabildiğini sorarak, “kamu yararı bunun neresinde” dedi.

Özdenefe, bu konuyla ilgili hala açıklama yapılmaması nedeniyle atılan adımların seçimlerden önce belediyenin borçlarını kapatmak, seçimde avantaj sağlamak için atıldığını düşündüğünü söyledi.

Hamazoğulları hükümetin icraatlarını eleştirdi

CTP Milletvekili Biray Hamazoğulları “Hükümetin İcraatları” başlıklı konuşmasında sSorduğu sorulara verilen yanıtların yetersiz olduğunu anlatan Hamzaoğulları, bunlara örnek verdi.

Meclis Genel Kurulu bir sonraki toplantısını 23 Ekim Pazartesi saat 10.00’da yapacak.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.