“Güvenlik” adı altında kurulan düzenin ne kadar kırılgan olduğu açıkça görüldü

Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) Genel Sekreteri Burak Maviş, başka ülkelerin yarattığı güvenlik krizlerinin bedelini Kıbrıslıların ödemesinin kabul edilemeyeceğini belirterek, üslerin varlığı ve konumunun yeniden ve açık biçimde tartışılması; askersizleşme ve tarafsızlığın gerçek güvenliğin temeli olarak ele alınması gerektiğini vurguladı
Maviş: “Güvenlik” adı altında kurulan düzenin ne kadar kırılgan olduğu açıkça görüldü
Yazılı açıklama yapan Maviş, Orta Doğu’da İran-İsrail-ABD hattında tırmanan gerilimin, yalnızca bölgeyi değil Kıbrıs’ı da doğrudan etkileyebilecek bir risk haline geldiğini söyleyerek, adanın hedef haline getirilemeyeceğini belirtti.
Maviş, “Başka ülkelerin yarattığı güvenlik krizlerinin bedelini Kıbrıslıların ödemesi kabul edilemez. Düşük teknolojiyle üretildiği iddia edilen bir SİHA’nın tüm güvenlik katmanlarını aşabilmesi, ‘güvenlik’ adı altında kurulan düzenin ne kadar kırılgan olduğunu açıkça göstermiştir” dedi.
“Kıbrıs hiçbir ülkenin operasyon üssü değildir, olmamalıdır”
Maviş şöyle devam etti;
“Kıbrıs’taki askeri üsler ve artan askeri hareketlilik, adamızı tarafı olmadığımız bir savaşın parçası haline getirmemelidir. Kıbrıs hiçbir ülkenin operasyon üssü değildir, olmamalıdır.
Kıbrıs, ne çocukların öldürüldüğü, okulların bombalandığı, sivil halkın hedef olduğu, kaynakların sömürülmeye çalışıldığı ne de kendi halkının yaşam biçimine müdahale edenler tarafında olmamalıdır.
Büyük güçlerin hesapları uğruna bu ada risk altına sokulamaz. Üslerin varlığı ve konumu yeniden ve açık biçimde tartışılmalı; askersizleşme ve tarafsızlık, gerçek güvenliğin temeli olarak ele alınmalıdır.
“Bu adada yaşayan herkesin güvenliği esastır”
Öte yandan kuzeyde toplumu suç, uyuşturucu, silahlanma ve kayıt dışılıktan koruyamayan bir yapının dış tehditlere karşı güvenlik iddiası da inandırıcı değildir. İç güvenlik zafiyeti derinleşirken dış güvenlik söylemleri toplumda karşılık bulmamaktadır.
Bu adada yaşayan herkesin güvenliği esastır. Kıbrıslıtürkler, Kıbrıslırumlar ve burada hayat kurmuş tüm halklar küresel güç mücadelelerinin hedefi haline getirilemez. Eğitim gören, çalışan, geçim mücadelesi veren ve ülkeleri savaşın içinde olan öğrenciler, emekçiler ve aileler savaşın yükünü iki kez taşımaya zorlanamaz.
Kıbrıs savaşın ileri karakolu değil; barışın, tarafsızlığın ve üslerden arındırılmış bir geleceğin zemini olmalıdır”













