
Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulunda hekimlikte uzmanlık tartışıldı.
Güncel konuşmaların yapıldığı Genel Kurulda, muhalefet milletvekilleri, 112, Kan Bankası, kalite kontrol gibi konularla ilgili düzenlemeler içeren Sağlık Hizmetleri Dairesi Yasa Tasarısı’na “tıpta uzmanlık” konusunun sıkıştırıldığını, bu kapsamda KKTC’deki tıp fakültelerinde uzmanlık eğitimi verilmesinin önünün açılacağını savundu.
Bu konuda söz alan CTP milletvekili Filiz Besim ile Bağımsız Milletvekili Bağımsız Milletvekili Jale Refik Rogers, ülkedeki hasta sayısının ve imkanların bunun için yeterli olmadığını savunurken, cevabi konuşmayı yapan Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, felaket tellallığı yapıldığını kaydederek, bu açıklamaları hayretle dinlediği belirtti.
-Onaya sunuşlar
Meclis’te ilk olarak bilgiye ve onaya sunuşlara yer verildi.
Buna göre, ilk olarak CTP’nin grup başkan vekillerinin CTP Gazimağusa milletvekilleri Asım Akansoy ile Erkut Şahali olmasına ilişkin tezkere okundu.
Daha sonra da İdari, Kamu ve Sağlık İşleri Komitesi’nin Genel Kurul devam ederken çalışabilmesine olanak sağlanmasıyla ilgili tezkere okunarak oy birliğiyle kabul edildi.
-Şahali
Genel Kurulda ilk sözü alan CTP Gazimağusa Milletvekili Erkut Şahali, “Güzelyurt Hastanesi Önünde Sayın Ünal Üstel’in Gösterisi ve Hükümetin Benzer Halleri” konulu güncel konuşma yaptı.
Şahali, Güzelyurt Hastanesi’nde yaşananların devlet ciddiyetiyle bağdaşmadığını söyleyerek, Başbakan Ünal Üstel’in hastane15 Kasım’da bitirilmediği gerekçesiyle ihaleyi üstlenen firmanın yetkilisiyle bürokratları basının önünde “fırçaladığını” savundu.
Güzelyurt Hastanesi’nin bitimiyle ilgili 15 Kasım’ın sözlü bir taahhüt olduğunu, sözleşmede teslim tarihinin 16 Ocak diye yazdığını belirten Şahali, “Güzelyurt Hastanesi bir film platosuna döndürüldü. Ünal Bey’in kudretinin parlatılması için hastane konusu istismar edildi.” ifadelerini kullandı.
Devlet hesap soracaksa ya da taahhütte bulunacaksa bunu yazılı yapması gerektiğini belirten Erkut Şahali, Başbakan Üstel’in Kıb-Tek için de benzer bir tavır sergilediğini savundu.
Şahali, “Başbakan bir gece ansızın Teknecik’e gitmiş, sendika başkanını hedef tahtası haline getirmiş ve sabotaj iddiasını dile getirmişti. Bunlar çok ucuz numaralar.” ifadesini de kullandı.
“Filmlerden kopyalanan ucuz kahramanlıkların Başbakan’a layık olmadığını” da söyleyen Şahali, Ünal Üstel’in “rol kabiliyeti de bulunmadığını” ifade etti.
Erkut Şahali, Başbakan’ın dün Meclis’te “Getirin yasayı, çok alana az, az alana çok maaş artışı yapalım” açıklamasını eleştirerek, sorumluluğun tamamen hükümette olduğunu söyledi.
Hükümetin yokluk içinde varlık havasında yaşadığını, aslında varlık içinde yoklukla mücadele eden bir halk olduğunu savunan Şahali, “Bize gerçek bir hükümet ve başbakan lazım.” ifadelerini kullandı.
-Oğuz
Genel Kurulda söz alan İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, Erkut Şahali’yi yanıtladı.
Cumartesi günü kendisinin de Güzelyurt Hastanesi’nde olduğunu belirten Oğuz, Başbakan’ın buradaki konuşmasının “senaryo veya kurgu” olarak değerlendirilmesinin haksızlık olduğunu söyledi.
Başbakan’ın yaptığına “denetim, kontrol” diyenler gibi, “fırça attı” diyenler de olduğunu ifade eden Oğuz, Ünal Üstel’in projeleri yerinde incelemesi kadar doğal bir şey olamayacağını ifade etti.
“Sonuca odaklanmak lazım.” diyen Oğuz, ülkede planlama ve bütçeyle ilgili gerçekleri bilerek hareket edilmesi gerektiğini de söyledi.
Hizmet yapmak için bir çaba ve emek gerektiğini ifade eden Dursun Oğuz, yarım kalan projeler tamamlanırsa siyasete güven sağlanabileceğini, hükümetin de bunun için uğraş verdiğini dile getirdi.
Oğuz, “Bu koltuklarda oturan insanlar ülke için bir şeyler yapmaya çalışıyor. Hizmet odaklıyız. Denetimlerin, kontrollerin şov gibi algılanması doğru değil. ” dedi.
Yarım kalan projelere de değinen İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, yol, hastane gibi 10-15 yıl geride kalan projeleri bitirmek için uğraştıklarını söyledi.
Oğuz, Türkiye ile imzalanan protokollerin ayakları üzerinde duran bir KKTC için olduğunu da ifade ederek, doğru ihtiyaçları tespit etmenin önemli olduğunu vurguladı.
-Besim
Cumhuriyetçi Türk Partisi Lefkoşa Milletvekili Filiz Besim, Genel Kurul’da “Yüksek Öğretimdeki Plansızlık; Yarınlarımızı Tüketen Bugündür” konulu güncel konuşma yaptı.
Konuşmasının başında çok sinirli ve üzgün olduğunu dile getiren Besim, Meclis’in Sağlık Hizmetleri Dairesi Yasa Tasarısı ile ilgili tartışmalar nedeniyle geç açıldığını belirtti, sağlık örgütlerini ve halkı bu tasarıya karşı çıkmaya çağırdı.
Meclis gündemine geçen yıl gelen, içinde 112, Kan Bankası, kalite kontrol gibi konularla ilgili düzenlemeler de olan tasarı üzerinde aylarca çalıştıklarını ifade eden Besim, bu tasarıya “tıpta uzmanlık” konusunun sıkıştırıldığını dile getirdi
KKTC’de 8 tıp fakültesi, 9 dış hekimliği fakültesi bulunduğunu söyleyen Besim, hükümetin son düzenlemeyle her üniversitenin kendi sınavını yaparak uzman yetiştirmesinin önü açmak istediğini savundu.
Ülkede pratik eğitim yaparak uzman olma imkanı bulunmadığını söyleyen Besim, söz konusu düzenleme yasalaşırsa kalp, beyin gibi ameliyatların artık burada yetişen cerrahlar tarafından yapılacağını dile getirdi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin KKTC’deki uzmanlık eğitimini tanımadığını da söyleyen Filiz Besim, KKTC’den mezun olan hekimlerin yetersizliğiyle ilgili şikayetler alınırken nasıl uzmanlık verme aşamasına gelindiğini sordu.
Yükseköğrenimde sıkıntılar yaşanırken, sahte diplomalar havada uçuşurken, söz konusu yasa tasarısıyla ülkenin geleceğinin karartılacağını savunan Besim, YÖDAK’ın 7 üyesiyle ülkedeki 23 üniversiteyi nasıl denetleyeceğini de sordu.
Yerinden söz alan CTP milletvekili Armağan Candan’ın sorusunu yanıtlayan Besim, şu anda uzmanlıklardan mezun 2 kişi olduğunu, bu tasarının geçmesiyle sayının artacağını dile getirdi.
Besim, “Artık Nalbantoğlu’nun aciline gittiğinizde, yeterince hasta görmeyen hekimlerle muhatap olacaksınız. İyi pratik yapmadan hekim olunamayacağını hepimiz biliyoruz. Bu iş merkezi sınavlara bağlanmak zorundadır. Olması gereken budur.” dedi.
-Rogers
Girne Bağımsız Milletvekili Jale Refik Rogers da Genel Kurulda söz alarak Filiz Besim’in de üzerinde konuştuğu tasarıyı değerlendirdi.
Rogers, konuşmak zorunda kaldıkları konunun sağlık sistemini riske attığını savundu.
Sağlık Hizmetleri Dairesi Yasa Tasarısı üzerinde uzun mesailer harcadıklarını, birçok önemli konuyu içeren tasarının kıyıda köşede kalan bölümleri bir daire altında topladığını ifade eden Rogers, “tıpta uzmanlık” konusuna da değindi.
Rogers, tasarıyla keyfi verilen uzmanlık eğitimine yasal çerçeve çizileceğini savunarak, Sağlık Bakanlığı’nın tutumunu eleştirdi, merkezi sınavın neden istenmediğini sordu.
Rogers, “Bu işin ölüm kalım meselesi olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu alanı vasatlığa teslim etmeyi neden istiyoruz bunu anlamıyorum. Bunu savunanların da hekim olmasını yadırgıyorum.” ifadelerini kullandı.
Jale Refik Rogers, sahte diplomalar, birçok meslek dalında enflasyon varken tıptaki bu uygulamanın endişe yarattığını söyleyerek, “keyfiyete dayalı, şeffaflıktan uzak, adam kayırmaya davetiye çıkaran” uygulamanın Sağlık Bakanı’nın nasıl içine sindiğini sordu.
Rogers, denetlenebilir, şeffaf programlar yaratılması, kaliteyi artırmak için uğraşılması gerektiğini belirterek, bugün olanları “akıl tutulması” olarak niteledi.
– Dinçyürek
Genel Kurulda söz alan Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, Besim ve Rogers’i yanıtladı.
Hakan Dinçyürek, konuşmacıların bir dediğinin öbürünü tutmadığını, ajitasyon, felaket tellallığı yapıldığını, bunları hayretle dinlediğini belirtti.
Dinçyürek, “Denetimsiz, vasıfsız insanlar çocuklarımızı, bizi öldürecek.’ diyorsunuz. Bu tasarı haziranda Meclis’ten geçecekken dışarda neler konuştuk? Sivil topluma neler söylediniz, bunları buradan söylemek bana yakışmaz.” ifadelerini kullandı.
Tıpta Uzmanlık Kurumu’nun süreçte yer alacağını belirten Dinçyürek, üniversitelerin istediği branşta istediği ihtisas programı açamayacağını da söyledi.
Dinçyürek, “Diyelim ki Tıpta Uzmanlık Kurumu burayı kriterlere uygun gördü, onay verdi, sınava gözlemci de gönderecek. TUK’un gözlemcisi olumsuz görüş bildirirse sınav sorgulanacak.” dedi.
TUK’un yetkilendirmediği kimsenin sınav yapamayacağını da belirten Sağlık Bakanı Dinçyürek, ihtisas bitirene kadar kliniğin, asistanın performansının da değerlendireceğini dile getirdi.
Milletvekillerinin konuşmalarıyla kamuoyunda olumsuz algı yaratmaya çalıştığını da dile getiren Dinçyürek, sağlıktaki sivil toplum örgütlerinin denetimde aktif ve yetkili olacağını ifade etti.
-Birinci yerinden söz aldı, Dinçyürek kürsüden indi
CTP milletvekili Ceyhun Birinci yerinden söz alarak uzman hekim olabilmenin alt yapısının belli olduğunu, ülkede bunun için yeterli imkan bulunmadığını söyledi.
Birinci, “Ülkedeki tıp fakülteleri doktor yetiştirmek için uygun değil. Bu doktorlar Türkiye’de ve dünyanın hiçbir yerinde hekimlik yapamaz.” dedi.
Birinci’nin soru sormak için söz aldığını ancak ortaya argümanlar koyduğunu söyleyen Sağlık Bakanı Dinçyürek, buna tepki göstererek kürsüden indi.
-Besim
Yeniden kürsüye çıkan CTP milletvekili Filiz Besim, Sağlık Bakanı’nın açıklamasını eleştirerek, “Bu siyasi iradeye nasıl güveneceğiz? Bu kadar emek verdiğimiz yasa tasarıya ilgili toplumu neden yanıltayım?” dedi.
Ülkede tam zamanlı uzmanlık eğitimini onaylamadığını, bunun için yeterli vaka olmadığını yineleyen Besim, yerinden söz alan CTP milletvekilleri Asım Akansoy ve Doğuş Derya’nın sorularını yanıtında, “Komiteden oy birliğiyle gelen tasarı ‘ilahların’ devreye girmesiyle Genel Kurul’da geri çektirildi” ifadelerini kullandı.
-Dinçyürek
Besim’in ardından yerinden söz alan Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, “Dün söylediğinizi bugün reddediyorsunuz. Yarın da bugün söylediğinizi reddedilirsiniz.” diyerek Besim’i eleştirdi.
Dinçyürek, bu açıklamalarla zan altında bırakıldıklarını söyledi.
Sağlık Bakanı Dinçyürek, 13 kişilik TUK’ta Sağlık Bakanlığı’nın iki üyesi olduğunu da belirterek, “Çoğunluk devletin değildir.” dedi













