En Ust
Menü Altı
Menü Altı
Genelİç HaberlerManşetSon Dakika

“Kuzey Kıbrıs Rekabet Edebilirlik Forumu”nun 13’üncüsü düzenlendi

Kıbrıs Türk Ticaret Odası (KTTO) tarafından bu yıl on üçüncüsü hazırlanan Rekabet Edebilirlik Raporu, bugün düzenlenen “Kuzey Kıbrıs Rekabet Edebilirlik Forumu”nda kamuoyu ile paylaşıldı.

Raporun ve forumun bu yılki ana teması “KKTC Tarım Sektörünün Dış Pazar Rekabet Gücü ve İhracat Fırsatları” olarak belirlendi.

KTTO Konferans Salonu’nda düzenlenen etkinliğe, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Hasan Taçoy ve bazı milletvekilleri yanında, iş dünyası, sivil toplum kuruluşları, sendikalar, akademi ve yabancı misyon temsilcileri de katıldı.

-Deniz: “Salgının etkisinden kurtulmaya çalışırken yeni bir fırtınaya tutulduk”

Etkinlik, KTTO Başkanı Turgay Deniz’in konuşması ile başladı. Pandemi nedeniyle ekonomik aktivitelerin durduğunu ve dış talebe dayanan ekonomiye sahip olan KKTC’de büyük olumsuzluklara neden olduğunu vurgulayan Deniz, “salgının etkisinden kurtulmaya çalışırken kurların yükselişinden ve dünyadaki enflasyonist gelişmelerden kaynaklanan yeni bir fırtınaya tutulduk” dedi.

Döviz kurlarındaki yükselişin, tedarik sorunları, uluslararası emtia fiyatlarının ve navlun maliyetlerinin yükselmesi ile birleşmesiyle enflasyonun baskısının daha da arttığını, iş hacimlerinin daralmasıyla özel sektörün krize karşı dayanıklılığının azaldığını dile getiren Deniz, şöyle devam etti:

“Kıbrıs Türk Ticaret Odası olarak bizler, ekonominin sürekli bir yenileşme içinde olması gerektiğini uzun yıllardan beri vurguluyor; bu yenileşmeye yardımcı olmak amacıyla çeşitli konularda   hazırladığımız raporları kamuoyu ile birlikte yetkililerin de hizmetine sunuyoruz. Bu konuda yeterli mesafe almadığımızdan yakınıyoruz.”

-“Bugün geldiğimiz aşamada, KKTC’de hiçbir şeyin değişmediğini görüyoruz”

Sözlerine “Bugün geldiğimiz aşamada, KKTC’de hiçbir şeyin değişmediğini görüyoruz” şeklinde devam eden Deniz, şunları ifade etti:

“KKTC hep aynı KKTC… KKTC’de bizler, daha önce de olduğu gibi kamu kaynaklarını nasıl paylaşacağımızın kavgasını yapıyoruz. Halktan topladığımız vergiler ile verimsiz kamu yönetimini finanse etmeye çalışıyoruz. Kamu yönetimi ise eğitim ve sağlık gibi temel insani hizmetleri veremediğini göz ardı etmekte… Doğal çevreyi koruyamadığımız gibi ormanları geliştirmek bir yana yakıp yok ettiğimizi görmezlikten geliyoruz. Ama ne hikmetse! Bu düzen devam etsin diye hep birlikte çırpınıp duruyoruz”

Değişimin zorunlu olduğunu vurgulayan Deniz, Kıbrıslı Türklerin siyasi ve ekonomik bir varlık olarak gelişmeye devam edeceğine inanan çok az insan kaldığını kaydetti, “Bunun sonucunda bir kısmımız Türkiye’ye iltihak etmekten, diğer bir kısmımız Rum tarafının dayattığı koşulları kabullenerek Avrupa Birliği’ne girmekten yanadır. Bu durum, çok büyük bir manevi yıkımı işaret etmektedir. Ülkemize inancımız zayıflıyor. Bunun önüne geçmezsek, sorunları hakkında konuşacağımız bir ülkemiz kalmayacak. Değişim, dönüşüm veya yenilenme işte tam da bu nedenle kaçınılmazdır. ‘Değişmeye gerek yok. Biz böyle iyiyiz’ diyebilen yurttaşlarımız da artık yolun sonuna geldiğimizi anlamalıdırlar” dedi.

– “Güçlü bir yapısal reform ajandasına ihtiyaç her geçen gün artıyor”

Güçlü bir yapısal reform ajandasına ihtiyacın her geçen gün daha da arttığını dile getiren Deniz, daha az kırılgan bir ekonomik yapı için güçlü bir reform programı ile yola devam etmek gerektiğini dile getirdi.

Bu bağlamda orta vadeli dayanıklılık sağlayıcı ve toparlanmayı hızlandırıcı politikaların belirlenmesinin önümüzdeki sürece ışık tutacak imkan sağlayacağını anlatan Deniz şöyle devam etti:

“Odamızın hazırlamış olduğu orta vadeli program taslağında kapsayıcı ve güçlü bir ekonomik toparlanmanın sağlanması için somut faaliyet önerileri sunmaktadır. Bugünlerde hükümetimize düşecek başlıca sorumluluk işsizliği önlemek, işyerlerini korumak, pahalılığa karşı mücadele etmek, kamuda tasarruf ve verimlilik tedbirlerini almak, ekonomik aktivitelerin devamlılığını sağlamaya yönelik destek ve kredi programları uygulayarak büyümeyi tetikleyecek önlemler almaktır”

-Reformlar önceliklendirilerek hayata geçirilmeli

Odanın, başta kamu reformu olmak üzere reformların önemini her vesile ile vurguladığını anımsatan Deniz, “Bu süreçte kapsayıcı ve güçlü bir ekonomik toparlanmanın sağlanması için reformlar önceliklendirilerek hayata geçirilmelidir” dedi.

Deniz, kamusal hizmetlerin etkinliğini artırması ve çalışma saatlerinin özel sektör ile uyumlu hale getirilmesi, kamusal sağlık ve eğitim hizmetlerine erişimi kolaylaştırması, kayıt dışılığı azaltırken enflasyon muhasabesi uygulamasına geçerek kayıt altındaki işletmelerin enflasyona karşı korunması, teşvik sistemini yeniden düzenleyerek kamu kaynaklarını korurken teşviklerin hedefine ulaşmasını sağlaması ve yeni çağdaş toplu taşıma sistemi ile halkımızın ulaşım maliyetlerini düşürmesi gerektiğini anlattı.

Konuşmasında dün açıklanan ekonomik destek paketinden de bahseden Deniz, bu paketle ilgili değerlendirmeyi aynı gün kamuoyu ile paylaştıklarını ve yapılması gerekenleri sıraladıklarını ifade etti.

“Dün açıklanan ekonomik destek paketinde yapısal dönüşüm yoktur” diyen Deniz, şöyle devam etti:

“Kamu yönetiminin özel sektöre ayak uydurmasını sağlayacak, kamu çalışma saatlerinin düzenlenmesi yoktur. İşletmeleri sürdürülebilir kılacak önlemler yoktur.  Enflasyon muhasebesi yoktur; garipleşen vergi sistemini güncelleme çabası yoktur. Ama işletmelerden haksız yere, elde etmedikleri gelirler üzerinden vergi almak vardır”

Kıbrıs Türk Ticaret Odasının, mal ve hizmet üretimi olanaklarını geliştirmek için çalıştığını vurgulayan Deniz, “Yeşil Hat ticaretini, dünya ile olan ilişkilerimizi geliştirmek için de çalışıyoruz” dedi.

Deniz, ihracat olanakları artarken, uygun fiyat ve kalitede rekabetçi mal veya hizmet üretmeyi de başarabilmek gerektiğini vurguladı.

Rekabet edilebilirlik raporunda bu yılın temasının “KKTC Tarım Sektörünün Dış Pazar Rekabet Gücü ve İhracat Fırsatları” olduğuna işaret eden Deniz, Pandemi süresi boyunca ve sonrasında ortaya çıkan gıda kıtlığının, arz zincirindeki kırılmanın ve iklim değişikliğine bağlı yaşanan aşırı fiyatların, tarımsal üretimin ne kadar önemli olduğunu gösterdiğini kaydetti.

-“Türkiye’den gelen su tarım sektörü için yeni bir sayfa açacak”

“İşte bize bir fırsat! KTTO, Türkiye’den gelen suyun KKTC Tarım sektörü için yeni bir sayfa açacağına inanmaktadır” diyen Deniz, mevcut tarımsal ürünlerin yanı sıra yüksek katma değerli ve avantajlı olabilecek tarımsal ürünler için yeni stratejilerin belirlenmesi ve buna bağlı olarak tarım sektörünün dış pazar rekabet gücü üzerine görüş ve önerilerin raporda yer aldığını belirtti.

-Üç akademisyen rapor hakkında sunum gerçekleştirdi

Deniz’in ardından raporu hazırlayan Prof. Dr. Mustafa Besim, Doç. Dr. Kamil Sertoğlu, Yrd. Doç. Dr. Yenal Süreç rapor hakkında sunum gerçekleştirdi. Akademisyenlerin sunumu ve raporun yönetici özeti, dünyada ve Kuzey Kıbrıs’ta ekonomik durum, dönüşüme hazırlık ve KKTC tarım sektörünün dış pazar rekabet gücü ve ihracat fırsatları başlıklarından oluştu.

Küresel düzlemde konjönktürel olarak yaşanan ekonomik sorunların başında yüksek enflasyon ve ekonomide daralma riski geldiği dile getirilen raporda, savaşın patlak vermesiyle stagflasyon yaşanma riskinin fazlasıyla arttığı dile getirildi.

Artan küresel ısınma, salgın sorunları ve küreselleşmenin getirdiği ekonomik bağımlılığın dünya ekonomilerini daha kırılgan bir hale getirdiği belirtilen raporda, gelinen aşamada tüm ülkelerin küresel sorunları birlikte ele alması ve devam eden küresel salgın, Ukrayna’daki savaş, jeo-ekonomik şoklar ve iklim değişikliği dahil dünyanın en acil sorunlarına çözümler bulmak için çalışması gerektiği kaydedildi.

-“KKTC kendi çapında enflasyonla mücadelede politikadan yoksun”

Kamu maliyesindeki yapısal sorunlardan oluşan bütçe açıklarının karşılanması için fonlarda yapılan artışlar ve bahsedilen diğer sorunların, yıllık enflasyonun 2022 Mayıs ayı sonunda yüzde 98.2’ye ulaşmasına neden olduğu dile getirilen rapor, şöyle sürdü:

“Küresel düzlemde devam eden riskler ve KKTC’nin kendi çapında enflasyonla mücadelede politikadan yoksun olması ülkede enflasyon sorununun devam edeceğini işaret etmektedir. KKTC pandemi sürecine hem konjonktürel hem de yapısal olarak zayıf bir ekonomik yapı ile girdi. 2018-19 yıllarında yaşanan düşük oranlı ekonomik büyüme, yine aynı dönemde kur ve enflasyon sorunu ile para piyasalarında artan riskler, KKTC ekonomisini pandemi sürecinde hazırlıksız yakalamıştır”

Pandemi dönemi başlangıcından beri hükümetlerde de istikrar sağlanamadığı dile getirilen raporda, “Yaşanan pandemiye karşı hükümetlerin etkin, tutarlı ve sonuç alıcı kararlar alamamış olmaları krizin derinleşmesine ayrıca neden olmuştur. Bunun yanında Türkiye ile gerçekleştirilen ve bütçede yer alan mali desteğin hükümetlerin reformları hayata geçirememesinden dolayı zamanlı ve tam olarak sağlanamaması maliyede sıkıntı yaratmış, maliyenin asgari yükümlülüklerini yerine getirmek için iç borçlanmayı artırmasına ve fon gibi dolaylı vergilerin artışlarına başvurmasına neden olmuştur” denildi.

-“Firmaların sadece yüzde 17,9’u faaliyetlerini artırabildi”

KTTO üyelerine telefon yöntemiyle anket düzenlendiği dile getirilen raporda, anket sonuçlarıyla ilgili şu bilgilere yer verildi:

“Her ne kadar da TL cinsinden firma satışları ankete katılan 134 (yüzde 66) firma için son bir yıl içerisinde artış gösterse de aynı dönemde ankete katılan firmaların yüzde 36,8’i faaliyetlerinin azalarak devam ettiğini, yüzde 45,27’nin aynı düzeyde ve yalnızca yüzde 17,9’un artarak devam ettiğini belirtmiştir. Ankete katılan işletmelerin sırası ile yüzde 83,3’ü vergi yükünün, yüzde 74,5’in de istihdam yükünün artığını belirtmişlerdir. Daha da kötüsü, ankete katılan firmaların yüzde 88’i 2022 yılı içeresinde vergi yükünün değişik oranlarda, yüzde 25’ten yüzde 100’e kadar artacağı beklentisi içerisindedirler.

Krediyi kullananların yüzde 45,5’i var olan borçlarını ödemek ve yüzde 39,7’i işletme sermayesi için kullanmış ve işletmelerin yalnızca yüzde 14,7’si krediyi yatırım için kullanmıştır. Bu aslında işletmelerin pandemi döneminde daralan faaliyetleri nedeniyle likidite sıkıntısına girdiklerini, yükümlülüklerini yerine getirmekte zorlandıkları ve yalnızca var olan faaliyetlerini sürdürebilmek ve hayatta kalabilmek için krediye başvurduklarını göstermektedir. İşletmelerin yüzde 50,8 ekonomide iyileşmenin başlayacağını, yüzde 36,2’si kötü olmaya devam edeceğini ve yüzde 12,6’sı ise ekonominin daha da kötü olacağını düşünmektedir”

Diğer Haberler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir




Enter Captcha Here :

Başa dön tuşu