Menü Altı

AB çatısı altında birleşme, Guterres Çerçevesi ve Mustafa Akıncı

AB çatısı altında birleşme, Guterres Çerçevesi ve Mustafa Akıncı

Yıl 2017.
Aylardan Ağustos.
Crans Montana’da gerçekleşen Kıbrıs müzakereleri çökmüş, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı adada halkı bilgilendirme toplantıları düzenliyor.
Crans Montana’dan önce ”bu bizim neslimizin son şansıdır”, ”50 yılda federasyon çatısı altında birleşme ile ilgili konuşulmayan hiçbir şey kalmamıştır” gibi sözler sarf eden Akıncı’nın, çöken zirve sonrası neler söyleyeceği merakla bekleniyor.
Cumhurbaşkanı büyük baskı altında…
Rum tarafı Akıncı’yı ”Türkiye’nin sözünden çıkamamakla”, KKTC’deki sol kesim ”sorunu çözememekle” suçlarken, sağ kesim işi ”vatanı sattı”ya kadar götürüyor.

Ve işte tam da bu dönemde, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, o güne kadar hiç dile getirmediği bir öneriyi ortaya atıyor:
”Ömrümü federasyona adadım. Ama bu olmuyorsa farklı formüller aranmalı. AB çatısı altında iki ayrı devletin birleşmesi bu formüllerden biri olabilir.”
Aman Allah’ım… Ortalık toz duman.
Yenidüzen gazetesi olayı manşete taşıyor. Sesi çok çıkan solcular Akıncı’yı topa tutuyor:
”Biz seni Kıbrıs’ı birleştirmen için seçtik, bölmen için değil.”
”Keşke Eroğlu’na oy verseydik. En azından gerçek niyetini biliyorduk.”
”Demek Rumlar haklıymış. Akıncı bölünmeyi kalıcılaştırmak istiyormuş.”

 

Bütün bu sözlerden sonra Akıncı ”yandım Allah” diyor, hemen geri vitese takıyor. Olayı unutturmaya çalışıyor, sözüm ona ”kendisini seçenlerin” gazını alıyor.

Üzerinden zaman geçiyor.
Yıl 2018’e, ay Nisan’a geliyor.
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu adamıza geliyor.
Cumhurbaşkanlığında önemli bir zirve gerçekleşecek.
Bu zirve o kadar önemli ki, UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün bile geçmiş toplantılara katılmadığı için Akıncı’dan af dileyerek bu toplantıda yerini alıyor.
Toplantı başlıyor, bitiyor ama tek açıklama yapılmıyor.
Ardından ortaya şöyle bir haber atılıyor:
Mevlüt Çavuşoğlu, bizim liderlere ”mademki federasyon ile çözüm olmuyor, arzu ederseniz Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak konfederasyon tezini ortaya atıp, AB çatısı altında birleşmeyi gündeme getirebiliriz.”
UBP, DP ve HP olaya ılımlı yaklaşırken, CTP ve TDP bunu parti yetkili kurullarına danışmaları gerektiğini söylüyor.
Ama o da ne…
Yine aynı habere göre bu öneriye doğrudan karşı çıkan tek isim Mustafa Akıncı oluyor. ”Ben yıllarca federasyonu savundum. Şimdi çıkıp konfederasyon için çalışamam” diyor.
Ve o günden bugüne kadar tek bir siyasi, parti, medya mensubu, hatta sivil toplum örgütü de çıkıp ”başkan bu öneriyi Crans Montana sonrası ilk dile getiren sizdiniz” demiyor.
Balık hafızalı ya bizim toplum…

Neyse…

Zaman durmuyor, geçiyor.
Nisan ayının sonu geliyor.
Ay içerisinde gerçekleşen Akıncı-Anastasiadis yemeğinden çıkan tek sonuç ”tarafların geçmiş pozisyonlarını muhafaza ettikleri” oluyor.
Derinya ve Aplıç kapılarının açılması gibi üç yıllık mevzular yeniden pişirilip masaya konuluyor.

Ve derken Cumhurbaşkanı Akıncı yeni bir öneriyle meydana çıkıyor:
”Rum tarafı Guterres Çerçevesi’ni sulandırmadan kabul etmeye hazırsa, ‘stratejik bir paket anlaşması’ olarak ilan edelim.”
Bu sefer herkes Anastasiadis’e dönüyor. ”Mustafa okey dedi, sıra sende Nikos.”

Ama kimse de ”nedir bu Guterres Çerçevesi” diye sormuyor.
Crans Montana’nın son gününden itibaren ortaya saçılan bir belge var ama bu belgenin ”geçerli bir belge” olduğunu kimse söylemiyor.
Araştırdım, bu belgenin resmi hali ortada yok.
Cumhurbaşkanlığı’ndan bu belgenin ”resmi Türkçe çevirisini” istedim, cevap gelmedi.
Ama Kıbrıs konusunda geniş haber kaynaklarına sahip gazeteci Esra Aygın bu belgenin Türkçe halini yayınladı.
Oradan alarak birinci maddeyi aynen yazıyorum:
TOPRAK
Belli bölgeler ile ilgili Kıbrıslı Rumların dile getirmiş olduğu endişelere cevap verebilmek için Kıbrıslı Türklerin sunduğu haritada bazı düzenlemeler gerekmektedir.

 

Nasıl yani?
Şimdi bu Guterres Çerçevesi’nin birinci maddesi Türk tarafının sunduğu haritada Rumların endişelerini gidermek için düzeltmeler istiyor, bizim Cumhurbaşkanı da çıkıp ”bu çerçeveyi stratejik bir paket olarak kabul edelim” mi diyor?

E ağam hani haritayı geri çektiydik?
Üstelik de halk haritanın geri çekildiğini dört ay sonra öğrenmişti.
Şimdi nasıl oluyor da birinci maddesinde bizim verdiğimiz haritadan fazlasını isteyen Guterres Çerçevesini kabul ediyoruz, anlayan beri gelsin…

Diyecekler ki çerçevenin birinci maddesini yazdın, diğerlerini yazmadın. Ben de onlara diyeceğim ki gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklerseniz, gerisini düzgün iliklemeniz imkansızdır.

Bakınız, ben Mustafa Akıncı’nın çözüm için sonuna kadar çaba sarf ettiğine inananlardanım. ”Asla konuşulamaz” denilen garantilerin müzakereye açılması için Türkiye’yi nasıl ikna ettiğini de iyi biliyorum. Sırf müzakereler çökmesin diye Crans Montana’nın son gecesinde ”o meşhur yeri” de masaya koyduğu ortadadır. Müzakereler süresince Anastasiadis’in tavırlarına, iç siyasette yediği dayaklara hatta bazı TC yetkililerinin hakaretamiz sözlerine rağmen çözüm isteğinden vazgeçmemiştir.

Fakat söylemlerinde tutarsızlık vardır.
Bazıları bunu yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerine yormaktadır. Ama Sayın Akıncı da iyi bilir ki kendisi şu anda en yetkili makamdadır ve özellikle Kıbrıs konusunda atacağı her adım kayıt altındadır.

Sayın Cumhurbaşkanımıza naçizane tavsiyem geçmiş söylemlerini dikkatlice incelesin. Müzakereler süresince ve sonrasında verdiği beyanatlara bir kez daha baksın, ona göre davransın.

Bu toplum bir öyle bir böyle söyleyenlerden çok çekmiştir.
Hala da çekmektedir.

Bari Akıncı onlardan biri olmasın.
Yoksa üzülür.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir